Karadede nedir, Karadede ne demek

Karadede; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Muzaffer Karadede.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Bilecik şehrinde, Pazaryeri belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Gaziantep ilinde, ŞehitKâmil belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Karadede tanımı, anlamı

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira

Karadedeli : İçel şehrinde, Silifke belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Karadedeoğlu : Kastamonu şehri, Taşköprü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Müzeffer karadede : Muzaffer Karadede.

Şehitkamil : Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri.

Gaziantep : Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Pazaryeri : Bir köyün, kasabanın ya da kentin özeğinde, ürünlerin getirilip satıldığı, haftanın bir ya da birkaç gününde ya da sürekli olarak kurulu ve açık bulundurulan alım satım yeri. Bilecik iline bağlı ilçelerden biri.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

 

Muzaffer : Üstünlük elde etmiş, zafer kazanmış, yenmiş, utkulu.

Bilecik : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Şehit : Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse.

Pazar : Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer. Rize iline bağlı ilçelerden biri. Belli bir şeyin satıldığı yer. Alışveriş. Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün. Tokat iline bağlı ilçelerden biri.

Muza : Çocuk. Soysuzlaşmış, yozlaşmış hayvan. Erkek eşek. Küçük eşek. Tarlalarda sebze dikmek için ayrılan küçük bölüm, evlek. Kısa boylu, cüce, bücür.

Bele : Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.

 

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Bile : Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.

Diğer dillerde Karaçlı motor anlamı nedir?

İngilizce'de Karaçlı motor ne demek ? : carburator engine, otto engine, carburated engine