Kavuk nedir, Kavuk ne demek

  • Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı.
  • İdrar torba
  • İçi boş şey.

"Kavuk" ile ilgili cümle

  • "Bu ziyafetlere gidilirken her günkü kavukla ferace ve samur kürk giyilir, atlara kemer rahtlar vurulurdu." - A. H. Çelebi

Yerel Türkçe anlamı:

Çıkıkçı.

Yumak, kuka.

Kavrulmuş mısır tanesi.

Oyuk, çukur.

Sidik torbası (insan ve hayvanlarda).

Tarih'teki anlamı:

Festen önce Osmanlıların giydikleri, çeşitli türleri olan başlık.

Diğer sözlük anlamları:

İçi boş şey

Mesane, sidik torbası.

Fransızca'da Kavuk ne demek?:

bonnet, atrétocystie

Kavuk hakkında bilgiler

Kavuk, beyaz renkte pamuk ipliğinden örülmüş olan kumaştan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığına verilen ad.

Osmanlı imparatorluğu zamanında giyen kişinin sosyal sınıfına göre kavuğun şekli ve rengi değişirdi. Sadrazam ve devlet erkanı üstü dar silindir prizma şeklinde tepesi kırmızı renkte olan ve pamuk sargılı mücevveze denilen bir kavuk kullanırdı.

1842 yılında fes giyilmeye başlandıktan sonra kavuk giyimi terk edilmiştir.

Kavuk anlamı, kısaca tanımı:

Pamuk : Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium). Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış. Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı. Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav. Bu tellerin işlenmiş biçimi.

 

Sarık : Sarılarak meydana getirilen başlık. Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb.

Erkek : Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma. Sözüne güvenilir, mert. Yetişkin adam, bay, er kişi. Koca. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.

Başlı : Başı olan.

Kavuk sallamak : Bir kimseye yaranmak için onun söz veya davranışlarını uygun bulmak, onaylamak.

Dalkavuk : Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse. Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı.

Karakavuk : Hindiba.

Bektaşikavuğu : Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs (Echinocactus).

Sidik kavuğu : İdrar torbası.

Kavukçu : Birine yaranmak için onun söz veya davranışlarını uygun bulan, onaylayan kimse. Kavuk yapan veya satan kimse.

Kavuklu : Kavuk giymiş. Orta oyununda hikâyeyi anlatıp asıl görevi üstlenen, espri ve komiklik yapan kişi.

Kavukluk : Kavuk koymaya yarayan küçük raf.

İdrar : Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı, sidik, küçük abdest, hacet.

Torba : Er bezi, husye, testis. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet. Vücutta meydana gelen şişlik. Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç.

 

Beyaz : Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz zehir. Beyaz ırktan olan kimse.

Renk : Çeşitlilik. Nitelik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Osmanlı : Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan. XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları.

İmparator : Bir imparatorluğu yöneten kimse, ilhan.

Boş : Yapılacak işi olmayan, işsiz. İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Bir işe yaramayan, yararsız. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.). Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Anlamsız.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

İdrar torbası : Vücuttan dışarıya atılacak olan idrarın toplandığı bölüm, sidik kavuğu, sidik torbası, kavuk, mesane. Hastalarda idrarın bir boru aracılığıyla vücut dışında toplanmasına yarayan plastik maddeden üretilmiş torba.

Kavuk devirme : Ortaoyunu'nda Kavuklu'nun kavuğunu yere düşürmeden bir baş hareketiyle devirmesi.

Kavuk devirmek : (Ort. O.) Kavuklu'nun kavuğunu yere düşürmeden bir baş hareketiyle devirmesi.

Kavuk kanaması :

Kavukçuluk : Kavukçunun yaptığı iş. Kavukçu olma durumu.

Kavuklar : Karaman ilinde, Ayrancı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Kavuklu arkası : (Kar. Ort. O.) Kavukluyu izleyen kişi.

Kavuklu arkası : Kavuklu'nun ardından gelen cüce tipi. Kavukluyu kızdırmaktan hoşlanan sevimsiz bir tiptir. Gölge oyunundaki özdeşi Beberuhi'dir.

Kavuklu yağmur : İri taneli bahar yağmuru.

Kavuksuz : Kavuk giymemiş. İlgili cümle: "“Üzerinde hafif elbiseler vardı, başı kavuksuzdu.”" A. Kabaklı.

Kavuktepe : Tunceli şehri, Hozat belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Diğer dillerde Kavuk anlamı nedir?

İngilizce'de Kavuk ne demek? : quilted turban

Almanca'da Kavuk : der Turban