Kedek nedir, Kedek ne demek

Kedek; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İstihare.

Manda yavrusu, malak.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Erzincan ili, Doğanbeyli nahiyesine bağlı bir bölge.

Kedek anlamı, tanımı

Kede : Şiş karınlı, sarı yüzlü, hasta çocuk

Kedek düşmek : İstihareye yatmak.

Doğanbeyli : Adana şehri, Tufanbeyli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Erzincan ilinde, Doğanbeyli bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

İstihare : Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuma.

Doğanbey : Doğan, dünyaya gelen bey. Aydın şehrinde, Atburgazı bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Çankırı kenti, Yapraklı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum şehrinde, Karaköprü nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Konya ili, Doğanbey bucağına bağlı bir yer.

Erzincan : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Manda : Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.

 

Yavru : Yeni doğmuş hayvan ya da insan. Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

Malak : Manda yavrusu.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Erzin : Hatay iline bağlı ilçelerden biri.

Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

İsti : Sıcak, kaynar. Sabibi. [Bakınız: isdi]. Sıcak rüzgâr.

Erzi : Dinin buyruklarını yerine getiren kimse, veli.

Mala : Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı, demirden, üstten tahta saplı sıvama aracı.

Doğa : Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

 

İli : Ilık. [Bakınız: ılı]. Sıcak pekmez. Gelişigüzel dikiş. Buz tutan gölün donmayan yeri: İlide kuşlar varmış. Zayıf. Hayalet, cin, peri.

Diğer dillerde Kedani akarı anlamı nedir?

İngilizce'de Kedani akarı ne demek ? : kedani mite