Kilitlenmek nedir, Kilitlenmek ne demek

  • Kilitleme işi yapılmak.
  • Odaklanmak.
  • Çalışmaz hâle gelmek.
  • Fiziksel, ruhsal vb. nedenlerle hareket edemez, kıpırdayamaz duruma gelmek

"Kilitlenmek" ile ilgili cümleler

  • "Kalbinin yırtıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının attığını duyardı." - Ö. Seyfettin
  • "Kapı Nihat'la Muazzez'in üstüne kilitlendi." - P. Safa

Kilitlenmek anlamı, kısaca tanımı:

Kilit : Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti. Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.

Ağzı kilitlenmek : Konuşamaz duruma gelmek.

Çenesi kilitlenmek : Alt ve üst çene sımsıkı bir durumda bir araya gelmek.

Trafik kilitlenmek : Herhangi bir sebepten dolayı araç yolu tıkanmak, işlemez duruma gelmek.

Kilitleme : Kilitlemek işi.

Yapılmak : Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak. Yapma işine konu olmak.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Gelme : Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

 

Fiziksel : Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki. Fizikle ilgili olan.

Ruhsal : Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik. Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik.

Hareket : Deprem. Davranış, tutum. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Yola çıkma. Devinim. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım.

Hale : Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire. Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ayla, ağıl.

Gelmek : Belli bir zamana ulaşmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Belli bir süre dolmak. Sonuç çıkmak. İzlemek, takip etmek. Getirmek. Katılmak, eklenmek. Görünmek, sanılmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Türemek. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Çıkmak, yönelmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Akmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Mal olmak. Uygun düşmek. Kadar olmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Biriyle birlikte gitmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Ulaşmak, varmak. Uymak. Olmak, -e uğramak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. İsabet etmek. Dayanmak, tahammül etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Düşmek, rast gelmek. Kazanılmak, sağlanılmak.

 

Odaklanmak : Odaklama işine konu olmak, fokuslanmak. Belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak, odaklaşmak.

Diğer dillerde Kilitlenmek anlamı nedir?

İngilizce'de Kilitlenmek ne demek? : v. be locked, be fastened

Almanca'da Kilitlenmek : sich abschließen