Krem nedir, Krem ne demek

Krem; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Krem" ile ilgili cümle

  • "Krem deterjan."
  • "Vücutlarının yumuşaklığını gösteren açık renk, krem veya beyaz elbiseler içinde..." - A. Ş. Hisar

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Kıvam bakımından merhemlere göre daha yumuşak olan, yağlı ve yağsız olmak üzere iki biçimde hazırlanabilen yarı katı ilaç biçimi.

İngilizce'de Krem ne demek? Krem ingilizcesi nedir?:

cream

Krem hakkında bilgiler

Krem veya Nemlendirici, içerisinde bulunan etkin maddenin, taşıyıcı olan yağ, mum gibi maddelere karıştırılmasıyla hazırlanan ve güneş, yağmur vb. dış etkenlerden korunması amacıyla yüzeysel olarak kullanılan ilaçlar ile koyu kıvamlı kozmetik maddelere verilen isim. Ayrıca sarı rengin bir tonuna da krem adı verilir.

Genellikle bir hastalığın tedavisinde kullanılan kremler olduğu gibi vücudun korunması amacıyla da kullanılan kremler bulunmaktadır.

Canlı hücre üzerinde meydana getirdiği tesir ile bir hastalığın teşhisini, iyileştirilmesi veya semptomlarının azaltılması amacıyla tedavisini veya bu hastalıktan korunmayı mümkün kılan maddelerin sıvı veya yarı katık olması durumunda verilen isimdir. Deriye sürülerek uygulanır ve yarı katı preparatlardır. Ayrıca su bazlıdırlar.

 

Vücutta hücre yenilenmesini kolaylaştırmak amacıyla peptidler, retinol, alfa hidroksi asit, C vitamini içerebilen ürünlerdir.

Krem ile ilgili Cümleler

  • Tom'a güneş kremi kullanmasını söyledim.
  • Krem peyniri uzatır mısın, lütfen?
  • O, ekşi krema içeren salatalardan hoşlanır.
  • Ne o, küçük kedi mi? Biraz ekşi krema ister misin?
  • Kremalı ve şekerli bir fincan kahve alabilir miyim?
  • Savlon nemlendirici cilt kremidir.
  • Ali herkese Mary'nin kahvesini kremayla içtiğini söyledi.
  • Taze krema yerine, İtalyan lor peyniri ya da İtalyan krem peyniri kullanabilirsin.
  • Kremalı kahve çok pahalı olmayan bir zevktir.
  • Krem şanti nerede?
  • Kremimiz bitti.
  • Krem şantiye az miktarda brendi ekledi.
  • Güneş kremi sürdün mü?

Krem tanımı, anlamı:

Güneş : Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam. Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.

Yağmur : Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey. Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet.

Kıvamlı : Gereken kıvamı bulmuş olan.

Madde : Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Bir cismi oluşturan öge, öz. Molekül. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Duyularla algılanabilen nesne.

 

Nemlendirici krem : Kuru ciltlerin bakımı için veya makyaj öncesinde kullanılan özel krem.

Patakrem : Yüz ve boyundaki bozuklukları ve pürüzleri gideren pudra ile fondöten karışımı bir madde.

Toparlayıcı krem : Esnekliğini yitirmiş cildi sıkıştırıp düzelten krem türü.

Göz altı kremi : Göz altı morluklarını, torbalanmalarını gideren bir krem türü.

Güneş kremi : Güneşlenme sırasında cildin kurumasını, aşırı yanmasını ve çatlamasını önleyen bir tür özel krem.

Saç kremi : Saçın yıkandıktan sonra kolay taranması amacıyla kullanılan krem.

Tıraş kremi : Tıraştan sonra deriyi yumuşak tutmak için sürülen krem.

Krema : Kaymak. Bir tür yumurtalı süt tatlısı. Kevgirden geçirilmiş sütle koyulaştırılmış çorba.

Kremalı : Kreması olan.

Kremasız : Kreması olmayan.

Krematoryum : Yakmalık.

Kremleme : Kremlemek işi.

Kremlemek : Krem sürmek.

Yumuşaklık : Yumuşak olma durumu, mülayemet.

Vermek : Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Doğurmak. Bırakmak veya bağışlamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Dayamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Ödemek. Tespit etmek. Sahip olmasını sağlamak. Herhangi bir duruma yol açmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Ondan bilmek, atfetmek. Ayırmak, harcamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Yaymak. Kazandırmak, katmak.

Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.

Korunmak : Kendini korumak, sığınmak, sakınmak. Koruma işine konu olmak.

Kıvam : Spor çalışmalarında başarılı olunabilmesi için fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum. Sıvıların koyuluk derecesi. Sıvılarda koyuluk, yoğunluk. Bir şeyin en uygun zaman veya durumu.

Saman : Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları.

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik.

Etkin : Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom). Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Açık : Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Boş. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen. Kolay anlaşılır, vazıh. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Belli bir yerin biraz uzağı. Aralığı çok. Örtüsüz, çıplak. Engelsiz, serbest. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen.

Krem : Açık saman rengi, krem rengi. Bu renkte olan. Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde. Bu kıvamda hazırlanmış olan.

Krem peyniri : Süt ve kremadan yapılmış yumuşak, olgunlaşmamış peynir.

Krem rengi : Krem. sf. Bu renkte olan.

Kremaster : Yukarı çeken, asan, asıcı.

Kremersit : Formülü KCl.NH4Cl.FeCl3. ½ H2O olan , doğal demir klorür.

Diğer dillerde Krem anlamı nedir?

İngilizce'de Krem ne demek? : [KREM] n. cream, whipped cream; ointment

adj. cream

n. cream, balm, moisturizer, whitewash

Fransızca'da Krem : crème [la], pommade [la]

Almanca'da Krem : n. Creme, Krem

adj. sandfarben, sandfarbig

Rusça'da Krem : n. крем (M)