Kronik kataral endometritis nedir, Kronik kataral endometritis ne demek

Kronik kataral endometritis; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Fibroblastların üremesi ve plazma hücrelerinin infiltrasyonuyla belirgin uzun süre devam eden endometriyumun yangısı.

Kronik kataral endometritis anlamı, kısaca tanımı

Endo : İç, içinde, içte olan

Endometritis : Döl yatağının endometriyum katının yangısı. Daha çok ineklerde görülür ve yüzey epitel tabakasında dökülme ve hafif hücre infiltrasyonuyla belirgindir. Klinik muayene ve histopatolojik bulgulara göre endometritis hafif, orta ve şiddetli veya I, II, III. derece ve piyometra olarak derecelendirilir.

Kata : İyi gelişmemiş hayvan yavrusu. Besili, şişman, yuvarlak (hayvan için). “Aşağı” veya “alt” belirten bir ön ek. Küçük geviş getirenlerin vebası.

Kataral endometritis : Lamina epiteliyalis ve lamina propriyanın enfekte olması ve döl yatağı bezlerinde akyuvar infiltrasyonunun artması, lamina epiteliyaliste yer yer difterik döküntülerle belirgin endometriyumun basit yangısı.

Katar : Tren. Bir arada giden veya uçan hayvan dizisi. Taşıt dizisi.

Kron : Danimarka, Estonya, İsveç, İzlanda Norveç ve Slovakya'nın para birimi.

Kronik : Süreğen. Uzun süredir bir çözüm getirilmemiş. Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vakayiname.

 

İnfiltrasyon : Doku veya organda bulunmaması gereken hücre, ödem sıvısı veya herhangi bir materyalin birikmesi, yayılması veya normalden fazla bulunması. Süzme veya süzülme. Dokuya sızan veya toplanan madde.

Endometriyum : Döl yatağının tunika mukozasını oluşturan iç zarı. Epitel katmanı ve döl yatağı bezlerini içeren lamina propriyadan oluşan, kızgınlık döngüsü dönemine göre histolojik yapısında ve fonksiyonlarında değişmeler olan, fonksiyonel kat.

Fibroblast : Bağ dokusu hücresi. Kollajen ve retikülin ipliklerini, bağ dokunun temel maddesinin biçimsiz kısmını üreten, endoplazmik retikulumdan zengin, genellikle yassı, genç ve etkin bağ doku hücresi, bağ dokunun ana hücresi, desmosit. Osteoblastlara, kondroblastlara ve kollajenoblastlara dönüşebildikleri gibi, tam olarak geliştiklerinde ve daha az etkin hâle geldiklerinde fibrosit olarak adlandırılır. Kollajenoblast. Bir tip bağ dokusu gözesi. Bağ dokusunun temel hücresi.

Belirgin : Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

Plazma : Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. [Bakınız: protoplazma]. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde.

 

Yangı : Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon.

Üreme : Üremek işi. Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Devam : Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme. Ek, parça. Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme. "Kesme, sürdür" anlamında kullanılan bir söz.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Deva : İlaç, çare.

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Ürem : Faiz, getiri.

Diğer dillerde Kronik kataral endometritis anlamı nedir?

İngilizce'de Kronik kataral endometritis ne demek ? : chronic catarrhal endometritis