Kuduru nedir, Kuduru ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kararlama, götürü : Bu küfedeki elmaları sana on kuruşa kuduru satarım.

Gelişigüzel, özensiz.

Kuduru ile ilgili Atasözü veya Deyim

köpek yese kudurur : çok ağır ve onur kırıcı sözler için söylenen bir söz.

Kuduru anlamı, tanımı

Kudu : Ağzı dar çömlek, güveç. Hırsız. Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 250 cm kadar uzunlukta, 170 cm kadar yükseklikte, kül kahverengi olup, yanları beyaz çizgili, Afrika'da yaşayan bir tür. (Strepsiceros strepsiceros) Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 250, yükseliği 170 cm. Kül-kahverengi olup yanları beyaz çizgilidir. Afrikada yaşar

Kuduruşmak : Birbirinin üzerine atılıp oynaşmak.

Kuduruk : Kudurmuş (insan veya hayvan), akur. Çok yaramaz. Azgın, saldırgan.

Kuduruş : Kudurma işi.

Gelişigüzel : Herhangi bir, baştan savma, rastgele, lalettayin. Üstünkörü.

Kararlama : Kararlamak işi. Karar verilerek yapılan, tahminî. Kararlayarak, tahminen.

Özensiz : Özen gösterilmeyen, itinasız. Özenmeden, isteksizce iş yapan (kimse).

Elmalar : Kahramanmaraş ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Götürü : Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen (iş vb.). Fiyatını toptan belirleyerek.

 

Kuruş : Liranın yüzde biri değerinde Türk parası. Kurma işi.

Götür : Gider.

Karar : Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.

Geliş : Gelme işi.

Satar : Ormandan odun yuvarlanan yer.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

Sata : Üzüm salkımı.

Sana : Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi.

Küfe : Genellikle söğüt veya başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet. Kaba et, kıç. Bu sepetin alabildiği miktarda olan.

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

Diğer dillerde Kudu anlamı nedir?

İngilizce'de Kudu ne demek ? : kudu