Kırpmak nedir, Kırpmak ne demek
- Parçalara ayırmak, kesmek, kırkmak

- Göz kapaklarını açıp kapamak, kıpmak.
- Kesinti yapmak, tutumlu davranmak.
"Kırpmak" ile ilgili cümleler
- "Her hafta bu dergileri alabilmek için küçücük gündeliğimden bir parçasını, öğle yemeklerinden kırparak biriktiririm." - Y. Z. Ortaç
- "Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi." - Ö. Seyfettin
Gitar terimi olarak anlamı:
Ses sinyalinin belli bir frekansının veya frekans aralığının zayıflatılması.
İngilizce'de Kırpmak ne demek? Kırpmak ingilizcesi nedir?:
trim, cut (cutting)
Kırpmak tanımı, anlamı:
Kırpma : Kırpmak işi.
Göz kırpmak : Göz kapağını kapayıp açmak. ilgilenmek. başkasına söylediklerinin doğru olmadığını anlatmak için, yanında bulunan kimseye gözünü kapayıp açmak. eğilimini göstermek.
Karanlıkta göz kırpmak : Bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek.
Parça : Pasaj. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Tane. Müzik eseri. Güzel, alımlı kız veya kadın. Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz.
Ayırmak : Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Bölmek. Seçmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Farklı davranmak, fark gözetmek.
Kesmek : Geçişi önlemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Birini yermek, kötülemek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Düzgün parçalara ayırmak. Bölmek, ayırmak. Vahşice öldürmek. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Son vermek, gidermek. Ara vermek. Susmak. Para basmak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Azaltmak, güçleştirmek. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Dibinden ayırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Ucunu almak. Kesici bir araçla yaralamak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Akımı durdurmak. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Uydurmak, yalan söylemek. Hasta organı ameliyatla almak.
Kırkmak : Saç, sakal veya tüyü kesmek. Bir şeyi uçlarından kesmek. Koyun, keçi vb. hayvanların tüylerini kesmek.
Kapak : Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça. Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne.
Kapamak : Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Karşılamak, denk gelmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek. Ortalıktan alıp saklamak. Tıkamak, içini doldurmak. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Geçişi engellemek. Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek.
Kıpmak : Göz kapaklarını çabucak açıp kapamak, kırpmak.
Göz : Oda. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Bölüm, hane. Görme organı, basar. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Terazi kefesi.
Kesinti : Bir işin bir süre için durması, inkıta. Kesilen parça, kırpıntı. Ödenen bir paradan herhangi bir sebeple kesilen bölüm.
Yapmak : Olmak. Gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Dışkı çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Salgılamak, çıkarmak. Onarmak, tamir etmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Evlendirmek. Üretmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir durum yaratmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak.
Tutumlu : Aşırı harcamalardan kaçınan, idareli, muktesit.
Davranmak : Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak. Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak. Bir şeye el atmak, girişmek.
Diğer dillerde Kırpmak anlamı nedir?
İngilizce'de Kırpmak ne demek? : v. clip, shear, cut, wink, blink, bat, crop, pare, retrench, shave
Fransızca'da Kırpmak : tondre, tailer, rogner, cisailler, réduire
Almanca'da Kırpmak : stutzen
Rusça'da Kırpmak : v. подстригать, подрез`ать, подстричь, подр`езать

Bu kısımda Kırpmak nedir? Kırpmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kırpmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kırpmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.