Lığda nedir, Lığda ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Selin, akarsuyun getirdiği ince çamur, tortu, birikinti.

[Bakınız: lığ].

Lığda anlamı, tanımı

Birikinti : Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey

Akarsu : Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

Tortu : Çökelti. Kalıntı. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri.

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Selin : Övün. Gür akan su. Orta Asya’da yetişen, bodur, sürekli yeşil kalan bir bitki.

Çamur : Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

Tort : Köpeklerin boğazına takılan dikenli demir halka. Peynir suyunu kaynatarak yapılan çökelek. Sıvıların içinde bulunan ya da sıvıların bozulmasıyla oluşan pıhtımsı madde, tortu. Çokluk ve sıklık belirtir : Bu ağaç tort gibi meyve tutmuş. Kalın yapraklı, dikenli ve süt gibi suyu olan bir ot. Asık çatık (yüz için): Çok tort yüzlü. Yağ ve benzerleri tortusu. Biçimsiz. Çoban köpeğinin boynuna takılan demir halka. Tortu; eritilmiş tereyağının çöküntüsü; bu çöküntü araba 'mazı’sını yağlamakta kullanılır. Köpeklerin boynuna takılan dikenli halka, tasma (Çayağzı), karşılığı tortul. Üzerinde çiviye benzer sivrilikler bulunan demir köpek tasması.

 

Seli : Harman savurmakta kullanılan dört dişli araç, bir çeşit yaba. Çeşit.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Akar : Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

Lığ : Alüvyon. Selin, akarsuyun getirdiği ince çamur, tortu, birikinti. Eski türkçe liyü: bataklık; çamur; akarsuların, getirdiği çamur tabakası. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Akarsuların, yatağı boyunca taşkın zamanlarında kapladığı alanlarda, deltalarda, göllerde ve dağ eteklerindeki yığınlarda çökelttiği kil, kum, çakıl gibi tortul maddeler.

Diğer dillerde Lığ yığıntılı kıyı anlamı nedir?

İngilizce'de Lığ yığıntılı kıyı ne demek ? : aluvial coast