Leicester koyunu nedir, Leicester koyunu ne demek

Leicester koyunu; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

İngiltere’de uzun yapağılı yerli bir ırkın 1.

yüzyıl ortalarında et verimi yönünden ıslah edilmesiyle elde edilmiş, vücut rengi beyaz ve vücudu iri, yapağı verimi yüksek lüle uzunluğu fazla olan fakat yapağı kalitesi iyi olmayan koyun ırkı.

Leicester koyunu anlamı, tanımı

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.)

Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.

Et verimi : Balıkların yenilebilir etlerinin ağırlıklarına olan oranın yüzde olarak ifadesi, et randımanı.

Yapağılı : Afyon şehri, Dinar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Erzurum ili, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Yönünden : Bakımından, cihetiyle, yoliyle.

Ortalar : Kars şehrinde, Susuz ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kalite : Nitelik.

 

Yüzyıl : Yüzyıllık süre, asır. İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.

Yapağı : İlkbaharda kırkılan koyun tüyü, yapak.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Ortala : Alıcı yönetmenine, konuyu çerçevenin ortasına getirmesi için verilen komut.

Edilme : Edilmek işi.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Uzunlu : Kilis ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Samsun şehrinde, Çarşamba ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Yozgat kenti, Boğazlıyan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Yerli : Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.

Beyaz : Ak, kara, siyah karşıtı. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Beyaz ırktan olan kimse. Beyaz zehir.

İngil : Küçük baş hayvanlara takılan ip ya da kayış tasma: Köpek boğazındaki ingili kırmış. Çocuk başlığı ya da şapkanın çene altından geçen bağcığı. İplik. Kibir: Fatma nine çok ingillidir. Kuşku. Çok zayıf insan ya da hayvan. Sümük. Koyun ve kuzunun boynuna geçirilen tasma.

 

Verim : Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman. Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran. Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere.

Irkın : Zayıf, cılız, hastalıklı.

Vücut : İnsan ya da hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Diğer dillerde Leicester koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Leicester koyunu ne demek ? : leicester sheep