Lipofuskin nedir, Lipofuskin ne demek

Lipofuskin; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Sinir hücrelerinin hücre gövdesindeki (perikaryon) sitoplâzmasında bulunan, lizozomlar tarafından sindirilemeyen madde kalıntılarından oluşan, yaşlanmayla sayıları artan, sarı kahverengi pigment. Yaşlanma pigmenti.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Yaşlanma pigmenti.

Lipofuskin kısaca anlamı, tanımı

İntestinal lipofuskinozis : Bağırsak lipofuskinozisi

Lipofuskinozis : Yaşlı hayvanlarda, örneğin; E vitamini yönünden yetersiz ve doymamış yağ asitlerinden zengin gıdalarla beslenen köpeklerde, özellikle yüksek metabolizmaya sahip organların hücrelerinde yaşlanma pigmentinin birikimi. Kalp kası hücrelerinde çekirdeğin çevresinde, gangliyon ve karaciğer hücre sitoplazmaları içerisinde gelişigüzel yerleşir.

Seroid lipofuskinozis : İlerleyen yaşla birlikte, lipopigment ve yaşlanma pigmentinin sitoplazmik granüller tarzında sinir hücresi, makrofaj ve kas hücrelerinde birikmesi. Birçok organda birikimlere rastlanmasına karşın genellikle serebral korteks, retinal nöronla Purkinje hücrelerinde birikir. Klinik olarak körlük ve kaslarda koordinasyon bozukluluğu dikkati çeker.

Yaşlanma pigmenti : Bazı hayvanların dokularında yaşlanmayla biriken, suda çözünmeyen pigment granülleri. Kahverengi, uzun dalga boylu ültraviyole ışığıyla aktifleştirildiğinde sarı yeşil flüoresan özellik gösteren, lipit protein bileşiği. Seroyit pigment, lipofuskin. Otofagositoz yoluyla lizozomlara alınan hücre organellerinin zarlarından köken alan doymamış yağ asitlerinin peroksidasyonu ve polimerizasyonu sonucu lizozomlarda oluşan, yaşlanmayla sayıları artan sarı kahverengi pigment, lipofuskin, yaşlılık pigmenti.

 

Perikaryon : Nöron gövdesi; sinir hücresi sitoplazmasının çekirdek etrafında bulunan kısmı. Yassı solucanların (Platyhelminthes) sinsityal tegümentinde birçok hücre gövdesinin, derinin çok alanda devamlı sitoplâzma uzantıları ile bağlı olduğu bölgeler. Sinir hücresi sitoplazmasının çekirdek etrafında bulunan bazen siton veya hücre gövdesi olarak da adlandırılan kısmı, nöron gövdesi, perikarya. Trematod ve sestodların sinsityal tegümentinde bulunan tegumental hücreleri ve sinir aksonları.

Kalıntılar : Öneli gelmiş ve bitmiş olduğu halde ödenmemiş olan borç artıkları.

Sitoplazma : Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını.

Kahverengi : Kavrulmuş kahvenin rengi. Bu renkte olan.

Yaşlanma : Yaşlanmak işi. Organizmanın belirli ömrünü tamamlaması. Aşırı doygun bir katı çözeltinin, dengeli duruma geçerken çökelme yaratması olayı. Döllenme ile ölüm arasında yayılan gelişme ve büyüme aşamaları.

Lizozom : Ökaryot hücrelerde tek bir zarla çevrili olup içinde sindirim enzimleri bulunan organeli. Golgi kompleksinden içi enzimle dolu olarak kopan küçük keseler primer lizozomu, bunların sindirilecek maddelerle birleşmesi sonucu oluşan keseler sekonder lizozomu meydana getirir. Hücre içindeki artık yapıların sindirilmesinde (otofaji), hücre dışından alınan yabancı maddelerin sindirilmesinde (heterofaji), zarının hasar görmesiyle hücresinin kendini sindirmesinde (otoliz) ve metamorfoz sırasında yok edilecek yapıların sindirilmesinde (histoliz) görev alan bir organel. Ökaryot hücrelerde tek bir zarla çevrili olan ve içinde sindirim enzimleri bulunan organel. Sitoplazmada unit zar yapısında, hücre içi sindirimi sağlayan, birincil ve ikincil olmak üzere iki türü bulunan zarsal organel. Lizozomlarda çeşitli maddeleri parçalayabilecek hidrolitik enzimler bulunur.

 

Sayılar : Varlıkların miktarını, tane olarak hesabını bildiren kelimeler. Sayılar soyut sayıları bildirdiklerinde ve ad görevi yüklendiklerinde bağımsız olarak kullanılırlar: Kırk beş dokuza bölünür. İki kere iki dörttür. Üçe dördü eklersen yedi olur. Kalemlerden ikişer tane sana, ikişer tane kardeşine aldım. Birinci grup gitsin, ikinci grup gelsin. Üçler, yediler, kırklar ve benzerleri Sayı türleri, nesnelerin sayılış sırasını, parçalarını bildirme, bölük bölük gösterme gibi anlam inceliklerine sahiptirler: beşinci sınıf, ikişer kalem, iki-üç saat vb. Sayı ile gösterilen değerler. Üremin sayışımında gün toplamı üremi sayışılacak para (belgit tutarı) ile yargılanarak bulunan sayı. Oyuncular arasındaki sayı durumu.

Pigment : Boyar madde.

Kalıntı : Artıp kalan şey, bakiye. İz, işaret. Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey. Eski çağlardan kalmış şehir veya yapı, ören, harabe.

Kahve : Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica). Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz. Bu tozla hazırlanan içecek. Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane. Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.

Perik : Civciv. Kuzeybatıdan esen yel, karayel. Doğudan esen yel.

Sayıl : Deniz kıyısı. Ermiş, bilen, vâkıf. Dilenci. Yöney ve gereyler gibi, birkaç bileşkenli ya da öğeli olmayıp tek bir sayı ile belirlenen nicelik. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenen, doğrultu özelliği olmayan (nicelik). Bir oyutun (çoğunlukla da R ya da C oyutunun) öğelerinden biri. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. “Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir isim”.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Yaşla : Yaş iken.

Sindi : Makas. Şimdi (bk. şimdi).

Sinir : Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik. Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği. Hoşa gitmeyen, can sıkan. Kas kirişi ve zarı. Lastik. Diz kapakla ayak bileği arası. Sınır, bk. sinor// sinir sepet: hudut, bk. sinor sepet. Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı. Duyu ve hareket uyartılarını beyinden organlara, organlardan beyine ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Beyni ve omuriliği vücudun öteki bölgelerine bağlayan ve herbiri birkaç sinir teli demetlerinden yapılmış olan beyaz iplikler.

Diğer dillerde Lipofuskin anlamı nedir?

İngilizce'de Lipofuskin ne demek ? : lipofuscin