Low contrast türkçesi Low contrast nedir

  • Düşük karşıtlık.
  • Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü).
  • Yavan.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Düşük kontrastlı.

Low contrast ingilizcede ne demek, Low contrast nerede nasıl kullanılır?

Low : Yıkmak. Alçak. (ses) yavaş. Düşük. Ucuz. Böğürme. Böğürmek. Az. (inek) böğürmek.

Contrast : Tezat oluşturmak. Karşıtlık. Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark. Öznel olarak özelikle, mekan ya da zaman içinde (aynı anda ya da art arda - gecikmiş-karşıtlık) yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi. Çelişmek. Tezat. Karşılaştırmak. Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu. bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram. Zıtlık. Bilgisayar, hukuk, sinema, televizyon, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Low alloy steel : Düşük alaşımlı çelik. Az alaşımlı çelik.

Low angle shot : Kontrplonje. Alttan görüş. Alt açı. Aşağıdan. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının, yatay ekseni üzerinde, merceği yukarıya dönük olarak yerleştirilmesi, böylece aşağıdan yukarıya doğru eğik bir görüşün ortaya çıkması durumu.

Low battery : Düşük pil. Düşük akü.

 

Low buildings zone : İki kattan yüksek olmayan yapıların yer aldığı ve yapı düzeninin ancak bu yükseklikteki yapıların yapılmasına elverişli bulunduğu kent bölgesi. Alçak düzen bölgesi.

Low blood pressure : Düşük tansiyon.

İngilizce Low contrast Türkçe anlamı, Low contrast eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Low contrast ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dry : Sütten kesilmek. İçki karşıtı. Sek. Kavurmak. Susamış. Kurulamak. Sıkıcı. Kart. Kurumuş.

Baldest : Yüzsüz. Saçsız. Tüysüz. Yalın. Kel. Süssüz. Yapraksız. Sıkıcı. Kabak. Küstah.

Flat : Kat. İnsanların oturması için yapılıp düzenlenen yer. Çalgı veya düzeneğin doğal ve yalın tonunu alabilmek için tüm fasılaların tonu etkilemeyecek biçimde eşit ve tam orta seviyede konumlandırılması. Genellikle bir ailenin oturduğu, birden çok sayıda bağımsız bölümden oluşan bir yapının, çok barklı yapının bir ya da birkaç odası. Düzlük. Düz. Yalın. Yassıltmak. Gitar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır.

Bland : Mülayim. Yumuşak. İnce. Yumuşakbaşlı. Tatsız. Fazla tatlı olmayan. Sıkıcı. Uysal. Kibar. Şahsiyetsiz.

Crude : Nezaketsiz. Kabataslak. Basit. Acemi. İlkel. Kaba. Eksik. İşlenmemiş.

Crudest : Kaba. Cırlak (renk). Basit. Ham. İlkel. İşlenmemiş. Nezaketsiz.

Cruder : Nezaketsiz. Ham. Basit. Kaba. Cırlak (renk). İşlenmemiş. İlkel.

Arid : Sıkıcı. Kavruk. Çorak. Kurak (toprak). Kurak. Sıcaktan kavrulmuş. Kuru (iklim). Çatlamış. Yağışsız.

Blandest : Kibar. Şahsiyetsiz. Yumuşakbaşlı. Uysal. Tatsız. Sıkıcı. Fazla tatlı olmayan. Yumuşak. Tadı bebek maması gibi ve hazmı kolay olan (yemek).

Barren : Sonuçsuz. Bereketsiz. Budala (argo terim). Boş. Verimsiz. Meyvesiz. Kıraç. Faydasız. Budala.

Low contrast synonyms : balds, cut and dried, balder, blander, bald, as dull as ditch water.