Mülkiye nedir, Mülkiye ne demek
Mülkiye; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Devlet yönetimindeki sivil görevliler sınıfı

Tarih'teki anlamı:
Osmanlılarda, seyfiye ve ilmiye sınıflarından olmayan devlet görevlileri sınıfı.
İngilizce'de Mülkiye ne demek? Mülkiye ingilizcesi nedir?:
civil
Mülkiye hakkında bilgiler
Mülkiye, Osmanlı Devleti'nde, üst düzey sivil kamu görevlileri sınıfı. İlmiye, seyfiye (askeriye) ve kalemiye ile birlikte dört ana hizmet sınıfından biriydi.
Eyalet, sancak ve kazaları merkez denetimine almak için II. Mahmut (hükümdarlığı 1808-39), merkez ve taşrada, kalemiye sınıfının üstündeki görevlileri mülkiye sınıfı içinde örgütlemeye çalıştı. Böylece taşradaki yöneticiler ve üst düzey memurlar, Babıali bürokratları, nezaretlerdeki bilirli görevliler mülkiye sınıfına alındı. 1843'te aşağıdan yukarıya doğru mülkiye rütbeleri kondu ve bu rütbelerle ilmiye ve askeriye rütbeleri arasında protokol denklikleri belirlendi. Başlangıçta rütbelerle görev ünvanları arasında da koşutluk öngörülmüştü. Örneğin, mirmiranlar ve beylerbeyleri eyalet valiliklerine atanıyordu. 19. yüzyıl sonlarına doğru görev ünvanına bakılmaksızın, salt onursal ödüllendirme amacıyla da mülkiye rütbeleri verildi. Mülkiye sınıfına görevli yetiştiren başlıca eğitim kurumu Mekteb-i Mülkiye idi.
Mülkiye ile ilgili Cümleler
- Fırtına onun mülkiyetine büyük zarar verdi.
- Bir şirketin yönetimi bir şirketin mülkiyetinden farklıdır.
- Onun bir kat mülkiyeti aldığını biliyor muydun?
- Mülkiyetimden çıkın.
- Tüm mülkiyetini oğluna bağışladı.
- Ali göle yakın bir kat mülkiyeti aldı.
- Özel mülkiyete izinsiz giriyorsunuz.
- Bu arazi benim mülkiyetimdir.
Mülkiye anlamı, tanımı:
Devlet : Büyüklük, mevki. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Talih. Mutluluk. Bu tüzel varlığın yönetim organları.
Sivil : Sivil polis. Resmî olmayan giysi. Asker sınıfından olmayan (kimse). Üniforma veya özel giysi giymemiş olan (kimse). Özel bir biçimde olmayan, üniforma olmayan (giysi). Askerî olmayan. Çıplak, çırılçıplak.
Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.
Sınıf : Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Derslik.
Mülki : Ülke yönetimine ilişkin. Asker sınıfı dışında kalan. Bir ülkeyle ilgili olan.
Mülk : Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı. Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
Mülkiyeli : Siyasal Bilgiler Okulu öğrencisi veya bu okulu bitirmiş kişi.
Mülkiyet : Sahiplik.
Çıplak mülkiyet : Yararlanma hakkı başkasının olan bir mal üzerindeki sahiplik durumu.
Ortak mülkiyet : Malların ortak kullanımı.
Özel mülkiyet : Kişinin sahip olduğu taşınır veya taşınmaz mal.
Yönetim : Yönetme işi, çekip çevirme, idare. Dümen.
Osmanlı : Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan. XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları.
Düzey : Bir kursun basamaklarından her biri, kur. Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.
Kamu : Hep, bütün. Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü. Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme.
İlmiye : Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı. Din işleriyle uğraşanların mesleği.
Kalem : Çeşit, tür. Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç. Bazı deyimlerde yazı. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer. Yazar.
Birlik : Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir arada olma durumu, vahdet. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet.
Mülkiyet faydası : Bir malın mülkiyetinin pazarlama yoluyla el değiştirmesine bağlı olarak gerçekleştirilen üretim.
Diğer dillerde Mülkiye anlamı nedir?
İngilizce'de Mülkiye ne demek? : the civil service

Bu kısımda Mülkiye nedir? Mülkiye ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mülkiye tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mülkiye hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.