Move on türkçesi Move on nedir

Move on ile ilgili cümleler

English: Let's move on to the next item on the agenda.
Turkish: Ajandadaki sonraki ögeye başlayalım.

English: Let's move on to the next order of business.
Turkish: İşin diğer siparişine başlayalım.

English: We'd better get a move on or we'll be late.
Turkish: Acele etsek iyi olur, yoksa geç kalacağız.

English: You'll have to get a move on if you want to catch the train.
Turkish: Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.

English: Let's move on to another topic.
Turkish: Başka bir konuya geçelim.

Move on ingilizcede ne demek, Move on nerede nasıl kullanılır?

Move : Taşınmak. Hareket etmek. Kıpırdamak. Devinmek. Teklif etmek. Kıpırdatmak. Oynamak. Veriyi ana bellekte bir yerden başka bir yere aktarma. Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi. Hareket ettirmek.

On : Üstünde. Yönünde. İle. Esnasında. Üzerinde. Yanmak. Giyilmiş. E doğru. De. Makbul.

Get a move on : Başlamak. Elini çabuk tut. Paçası tutuşmak. Çabuk ol. Çabuk olmak. Hızlanmak. Elini çabuk tutmak. Acele etmek. Acele et.

Move after enter : Enter'dan sonra taşı.

 

Move ahead : İlerlemek.

Move along : İlerlemek.

İngilizce Move on Türkçe anlamı, Move on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Move on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gained : Almak. Kazanılmış. Kar etmek. Artırmak. Yükselmek. Elde etmek. İleri gitmek (saat). Kazanmak. Ulaşmak.

Make over : Silbaştan yapmak. Yeniden yapmak. Bırakmak. Dönüştürmek. Bozup yeniden yapmak. Çevirmek. Devretmek. Mülkiyeti devretmek.

Develops : Açıklamak. Geliştirmek. Şekillendirmek. Yükselmek (ateş). Ün kazanmak. Banyo etmek. İlgi göstermek. Açınım yapmak. Tab etmek.

Expedited : Kolaylaştırmak. Hızlanmış. Yollamak. Hızlandırmak. Hızlandırılmış.

Gain : Sağlamak. Ulaşmak. Kazanım. Kar etmek. İleri gitmek (saat). Kazanç. Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü. Fizik, gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir elektronik dizgede ya da bu dizgenin yükselteç gibi bir bölümündeki im gücünde artış. (genellikle çıkış gücünün, giriş gücüne desibel oranıyla belirtilir). Artırmak.

Forges : Yapmak. Demir işlemek. İşlemek. Demir dövmek. Oluşturmak. Taklidini yapmak. Sahtesini yapmak. Yaratmak (edebi). Uydurmak.

Encroaches : Hakkında tecavüz etmek. El uzatmak. Kötüye kullanmak. Haddini aşmak. Hakkına tecavüz etmek. Zarar vermek. Aşmak. Tecavüz etmek. Sokulmak.

Exceeded : Aşırıya kaçmak. Geçmek. Haddini aşmak. Aşmak. Sınırı aşmak. Aşıldı.

Forge : Sahtesini yapmak. Düzenlemek. Demir işlemek. Dövmek. Taklidini yapmak. Biçim vermek. Uydurmak. Yaratmak (edebi). Yapmak.

Dismiss : Kapı dışarı etmek. Bırakmak. Affetmek. İşten kovmak. Savmak. Açığa çıkarmak. Salıvermek.

 

Move on synonyms : extravagate, axe, axed, cover ground, commutate, consigns, encroach, boot out, conjure away, dispatch, emits, bounces, can, barters, make headway, modernize, affect, go on, consigning, bundle off, alternated, made over, brushing up, altern, get a long, brush up, exaggerates, dismisses, alternate, exaggerating, altering, ax, exaggerate.