Olgusal soru nedir, Olgusal soru ne demek

Olgusal soru; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Yanıtlayıcının toplumsal ve kişisel ayrıtlarına ilişkin bilgiler elde etmek üzere sorulan soru.

Olgusal soru anlamı, kısaca tanımı

Olgu : Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey

Olgusal : Olguya ilişkin.

Soru : Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual. Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı, sual.

Sözde olgusal sorular : İlk bakışta olgusal bir içeriği varmış gibi görünmekle birlikte gerçekte tasarımsal bir durumu dile getiren anlatımlar karşısında bireylerin tepkilerini ölçmeyi amaçlayan soru.

Yanıtlayıcı : Bir soruşturu ya da görüşmede bilgi alınmak üzere kendisine soru yöneltilen ve soruya amaca uygun olarak yanıt veren kişi.

Toplumsal : Toplumla ilgili, topluma ilişkin, içtimai, maşerî, sosyal.

Kişisel : Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi, zatî.

İlişkin : İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik.

Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.

 

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Ayrıt : İki düzlemin ara kesiti.

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Yanıt : Cevap. Canlı organizmaların tedavi veya diğer nedenlerle maruz kaldığı maddelere, durumlara karşı gösterdiği tepkime, reaksiyon.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Etme : Etmek işi.

Yanı : Yana, konusunda: Ahmet'ten yanı sana birşey demem. Yani. Yani, bk. yani. Yahni, et yemeği.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Diğer dillerde Olgusal soru anlamı nedir?

İngilizce'de Olgusal soru ne demek ? : factual question