Orients türkçesi Orients nedir

Orients ingilizcede ne demek, Orients nerede nasıl kullanılır?

Disorients : Yönünü şaşırtmak. Yolunu kaybettirmek. Zihnini karıştırmak. Yolunu şaşırtmak. Şaşırtmak. Kafasını karıştırmak.

Reorients : Yeniden yön vermek. Yönünü değiştirmek. Tutum değiştirmek.

Orient theory : Rus ve batı avrupa halk kültürünün, türk halkbilgisinin etkisi altında kaldığını savunanların ileri sürdükleri görüş, bk. halk kültürü, halk bilgisi, krş. yayılım. Doğu kuramı.

The orient : Doğu. Doğu genellikle asya ülkeleri.

Orient : Yönlendirmek. Doğu ülkeleri. Doğuya yöneltmek. Doğuya doğru yapmak. Doğrultmak. Doğuya döndürmek. Alışmak. Şark. Maşrık. Yöneltmek.

Orientable : Yönlendirilebilir.

Oriental : Şark. Doğulu kimse. Doğulu. Doğu medeniyeti ve ona ait olan. Doğu'ya özgü. Parlak (inci). Doğu. Doğuya özgü. Şarki. Oryantal.

Oriental plane tree : Çınar. Çınargiller (platanaceae) familyasından, süs bitkisi olarak her tarafta yetiştirilen, büyük, gösterişli ağaçlar.

Oriental rug : Şark halısı. Ortadoğu'da dokunan kilim (genellikle el yapımı). Ortadoğu veya orta asya'da dokunan halı.

 

Oriental poppy : Doğuhaşhaşı.

İngilizce Orients Türkçe anlamı, Orients eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Orients ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fix on : Seçmek. Üzerinde bir karara varmak. Kararlaştırmak. Anlaşmak. Karar vermek. Karar kılmak.

Plumbed : Ölçmek. Ölçmek (derinlik). Su tesisatını kurmak. Derinlemesine araştırmak. Kurşunla kaplamak. Derinine inmek. (çekülle) düzeltmek. Anlamaya çalışmak. Düzeltmek.

Decide : Hüküm vermek. Karar verdirmek. Aklı kesmek. Belirlemek. Sonuçlandırmak. Karar vermek. Kararlaştırmak. Karar vermesini sağlamak. Hükme bağlamak. Sonuca varmak.

Directs : Adres yazmak (gönderiye). Aydınlatmak. Yol göstermek. Direktif vermek. Komuta etmek. Emretmek. Yönetmek. Direkt. Atfetmek.

Conduct : Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç. Geçirmek. Elektriği iletmek. Rehberlik etmek. Yürütmek. Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. İletmek.

Channelise : Kanal açmak. Odaklanmak (ayrıca 'channelize'). Kanala dökmek.

Acclimating : Ortama alıştırmak. Havaya alıştırmak. İklime uyum. Alıştırmak. İklime alışmak. İntibak ettirmek. İklimine alışmak. İklime alıştırmak.

 

Channel : Kanal açmak. Kanal. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). tv. bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri. Arna. Kanala dökmek. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Oluk. Hat. Oymak.

Orientating : İntibak etme. Uyum sağlama.

Acclimatised : Kendini alıştırmak (ayrıca 'acclimatize'). İklimlendirilmiş. Klimatize edilmiş. Yeni çevreye uymak.

Orients synonyms : guide on, reorientate, make up one's mind, channelizes, level at, diverted, canalise, orientate, point, plumb, the east, easts, diverts, canalizing, channelized, accommodates, earn, corrects, acclimatizing, destine, divert, direct, guide, orientated, reorient, bend, accommodated, aimed, acclimatise, canalized, forward, lie, correct.

Orients zıt anlamlı kelimeler, Orients kelime anlamı

Disorient : Yolunu kaybettirmek. Zihnini karıştırmak. Kafasını karıştırmak. Yolunu şaşırtmak. Yönünü şaşırtmak. Şaşırtmak.

Western : Batı dili. Batısal. Garp. Batı. Batıcı. Batıya ait. Batılı. Batı ile ilgili. Kovboy filmi. New york eyaletinde yerleşim yeri.