Out of practice türkçesi Out of practice nedir

  • Pratiğini yitirmiş.
  • Hamlamış.
  • Antrenmansız.
  • İdmansız.
  • Körelmiş.
  • Yeteneklerini yitirmiş.

Out of practice ile ilgili cümleler

English: Tom seems to be out of practice.
Turkish: Pratiğini kaybetmiş görünüyorsun.

English: I'm out of practice.
Turkish: Ben idmansızım.

Out of practice ingilizcede ne demek, Out of practice nerede nasıl kullanılır?

Out : Dışarı atmak. Ortaya çıkmak. Dışarıda. Kovmak. Dışarı. Dışarı çıkarmak. Meydana çıkmak. Bayılmak. Çıkış. Nakavt etmek.

Of : -den. -in. Hakkında. -den övünerek bahsetmek. Li. İle ilgili. In. -nın. Den. -dan.

Practice : Dolap çevirmek. Pratik. Kuramı olan bir şeyi, düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi. Pratik yapmak. Alıştırma yapmak. Uygulama. Deneyim kazanmak. Entrika çevirmek. Çalışmak. Gerçekleştirmek.

Be out of practice : Uzun zamandan beri bir şeyi yapmadığı için onu iyi yapamamak. Paslanmak. Kireçlenmek. Formdan düşmüş olmak. Formda olmamak. Hamlamak. Uzun zamandır bir şey yapılmadığı için artık o şeyi yapamamak.

Out of : -den uzak. -in dışında. Dışında. -dan. -den dışarı. -sız. Dışına. -siz. -da.....-ı -den....-ü -nin haricinde veya (oran olarak). -den yapılmış.

Out of control : Çığrından çıkmış. Denetim dışı. Ele avuca sığmaz. Kontrol edilemeyen. Kontrolden çıkmış olmak. Kontrol edilemez. Zaptedilemez. Kontrolden çıkmış. Kendini kaybetmiş (öfkeden).

 

Out of action : Kullanım dışı. Çalışmaz halde. Sakatlanmış. İşlemeyecek hale gelmiş. Saf dışı (oyuncu veya asker). Kullanılmaz halde. Kullanımdan çıkarılmış.

Out of band radiation : Bant dışı ışınım.

Out of balance : Düzensiz. Dengesiz. Balanssız. Denksiz.

Out of commission : Çalışamaz durumda. Bozuk. Kötü durumda. Kullanılmaz durumda. Görev yapamaz durumda. Hizmet dışı.

İngilizce Out of practice Türkçe anlamı, Out of practice eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Out of practice ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bluntest : Açık sözlü. Küt. Anlayışsız. Kör. Kör (bıçak vb). Kör (bıçak). Patavatsız. Duygusuz. Lafını esirgemeyen.

Blunt : Körletmek. Küt. Açık. Lafını esirgemeyen. Kesmek (iştah vb). Köreltmek. Körleştirmek. Duygusuz. Anlayışsız.

Rusty : El alışkanlığını kaybetmiş. Solmuş. Ham. Pas rengi. Paslı. Huysuz (at). Kınacıklı. Eskimiş. Kızıl.

Atrophied : Gıdasızlıktan zayıflamış. Zayıflayıp kurumuş. Dumura uğramış. Yozlaşmış.

Untrained : Eğitilmemiş. Antremansız. Deneyimsiz. Ustalaşmamış. Terbiye edilmemiş (hayvan). Eğitimsiz. Tecrübesiz. Acemi.

Rustiest : Huysuz (at). Solmuş. Paslanmış. Kınacıklı. Çatlak (ses). Eskimiş. El alışkanlığını kaybetmiş. Kızıl.

Blunter : Lafını esirgemeyen. Azaltmak. Kör (bıçak vb). Anlayışsız. Patavatsız. Körleştirmek. Açık sözlü. Duygusuz. Kör (bıçak). Körletmek.

Dulled : Duygularını köreltmek. Uyuşturmak. Köreltilmiş. Köreltmek. Kütleştirilmiş. Donuklaştırmak. Sersemletmek. Kütleştirmek.

Rustier : Pas rengi. Ham. Çatlak (ses). Solmuş. El alışkanlığını kaybetmiş. Kınacıklı. Eskimiş. Huysuz (at).