Pürüzalır nedir, Pürüzalır ne demek

  • Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet, rayba

Bilimsel terim anlamı:

Boru ağzındaki çapakları gideren aygıt.

İngilizce'de Pürüzalır ne demek? Pürüzalır ingilizcesi nedir?:

reamer

Pürüzalır anlamı, tanımı:

Pürüz : Engel, güçlük. Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur.

Boru : Borazan. Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Vermek : Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Dayamak. Ondan bilmek, atfetmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Kazandırmak, katmak. Yaymak. Tespit etmek. Sahip olmasını sağlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Bırakmak veya bağışlamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Satmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Doğurmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek.

 

Genişletmek : Geniş duruma getirmek.

Çapak : Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama). Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz.

Çevre : Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Yağlık. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.

Kesici : Kasaplık hayvanları kesen kimse. Kesme işinde kullanılan araç. Kesme işini yapan kimse. Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu, stoper.

Pürüzalır tutamağı : Pürüzalırı boru ağzına iterken tutulan parça.

Diğer dillerde Pürüzalır anlamı nedir?

İngilizce'de Pürüzalır ne demek? : reamer