Püsür olmak nedir, Püsür olmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Karışmak, dolaşmak (saç, ip, iplik ve benzerleri şeyler).

Püsür olmak tanımı, anlamı

Püsü : Kedi. Kavrulmuş kahvenin soğuması için bırakıldığı kap. Kahve kutusu

Olma : Olmak işi.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Püsür : Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü. Tembel, kalpazan. Karışık, kusurlu (iş). Can sıkıcı, istenmeyen kimse. Karışık, dolaşık (ip, saç vb.).

 

Karışmak : İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek. Müdahale etmek, araya girmek. Bir araya gelmek, katılmak. Düzensiz, dağınık olmak. Bulanmak, duruluğunu yitirmek. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak. Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek. Engellemek, araya girmek. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak.

Dolaşmak : Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Akmak. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Belirmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Gezinmek.

Karışma : Karışmak işi. Düzeni bozulma. Engelleme, araya girme, müdahale.

Dolaşma : Dolaşmak işi.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Şeyle : Şöyle.

İplik : Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri. Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi.

Karı : Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce. Kadın. Yaşlı, ihtiyar.

Saç : Baş derisini kaplayan kıllar. 1.Düğünde erkek evinden kız evine gönderilen yiyecekler. 2.Düğünde güveyin babasının verdiği para, bahşiş. Kafatasının derisi üzerinde uzayan kıllara verilen özel ad. Tüy. Kıl. [Bakınız: kuyruklu yıldız saçı]. Genellikle, kalınlığı 1 cm'den çok ve genişliği de 30 cm den az olmayan ince, uzun metal parça. Üzerinde ekmek ya da yufka pişirilen yuvarlak saç. (Erenköy, İnönü Eskişehir). Kafatasının derisi üzerinde uzayan tüylere verilen özel bir ad. Tüy. bk. kıl.

 

İp : İplik. Asarak öldürme cezası.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Püstülozis anlamı nedir?

İngilizce'de Püstülozis ne demek ? : pustulosis