Pencik emini nedir, Pencik emini ne demek

Pencik emini; Tarih alanında kullanılan bir terimdir.

Tarih terimi olarak anlamı:

Pencik yasasına göre, savaş tutsakları ile pazarlarda satılan kul ve karavaşlardan alınan vergileri toplamakla görevli kişinin sanı.

Pencik emini anlamı, tanımı

Emin : Güvenli. Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz. Osmanlı Devleti'nde bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi. Şüphesi olmayan

Pencik : Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı. Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi. Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet.

Pazarlar : Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.

Toplamak : Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.

Toplama : Toplamak işi. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Toplanarak bir araya getirilmiş.

 

Karavaş : Savaşta tutsak edilen veya satın alınan kadın köle.

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

Satılan : Mebi’.

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

Karava : İvecenlik.

Tutsak : Savaşta ele geçen düşman, esir. Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse. Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Savaş : Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.

Vergi : Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

Satıl : Kulplu su kabı, bakraç, kova. Kova.

Pazar : Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer. Rize iline bağlı ilçelerden biri. Belli bir şeyin satıldığı yer. Alışveriş. Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün. Tokat iline bağlı ilçelerden biri.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Yasa : Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural. Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü. Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel. Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum.

 

Satı : Satma işi, satış. Adanmış.

Diğer dillerde Pencereli kapilarlar anlamı nedir?

İngilizce'de Pencereli kapilarlar ne demek ? : fenestrated capillaries