Phlebotomus orientalis nedir, Phlebotomus orientalis ne demek

Phlebotomus orientalis; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Sudan’da iç organ layşmanyozisin vektörü olan bir tür kum sineği.

Phlebotomus orientalis anlamı, tanımı

Phlebotomus : Tatarcık sinekleri

İç organ layşmanyozisi : Phlebotomus ve Lutzomyia soyuna bağlı kum sinekleri tarafından taşınan Leishmania donovani’nin neden olduğu, yüksek ateş, titreme, kusma, anemi, hepatomegali, lökopeni, hipergamaglobulinemi, aşırı kilo kaybı, derinin gri renkli bir görünüm alması gibi belirtilerle ayırt edilen kronik hastalık. Hastalığın coğrafi dağılıma göre Hint, Afrika ve Akdeniz formları bulunmaktadır, dum dum ateşi, kala azar.

Layşmanyozis : Leishmania cinsindeki protozoonların neden olduğu iç organ, deri, yaygın deri ve mukokutanöz olmak üzere dört biçimi bulunan özellikle insan ve köpeklerde görülen ve birçok memeliyi etkileyen protozoer hastalık. Leishmania major, L. tropica, L. braziliensis, L. mexicana ve L. aethopica insanlarda kendiliğinden iyileşen deri lezyonlarına neden olurken, L. mexicana, L. amazonensis veya L. braziliensis kronik yaygın deri layşmanyozisine veya ilerleyici yıkılmayıcı mukokutanöz layşmanyozise neden olur. En tehlikeli form ise L. donovani ve L. infantum’un neden olduğu dalak, karaciğer ve kemik iliğini etkileyen ve tedavi edilmediğinde ölüme neden olan kala azar olarak bilinen iç organ formudur. Köpeklerde ise hastalık etkeni L. infantum’dur.

 

Kum sineği : Heleidae, Simuliidae ve Psychodidae ailelerinde bulunan iki kanatlı sineklerin herhangi bir çeşidi. Özellikle Phlebotomus ve Lutzomyia cinsinde bulunan türlere verilen ad.

Vektör : Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi. Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı, omurgalı veya omurgasız taşıyıcı canlı. Büyüklüğü ile yönü olan nicelik.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Sudan : Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.

Sine : Göğüs. Gönül, yürek. Bağır, iç.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Suda : Baş ağrısı.

Tür : Çeşit, cins. Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm, janr. Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram. Türlü. Gezinti : Orhan bugün iyi bir tür yaptı. Birbirlerine benzeyen, sadece kendi aralarında verimli gen alış verişi yapabilen (üreyebilen) bireylerin oluşturduğu populasyon. Taksonomik bir birim olan türün biri cins adı diğeri tür adı olmak üzere iki adı vardır. Örnek: Homo sapiens (insan). Bu isimler daima italik yazıyla yazılır. Birinci isim cins adıdır ve büyük harfle başlar, ikinci isim o cinse giren türü bildirir ve küçük harfle başlar. Biyolojik tür, spesyes. İçerik, biçim ve amaç yönünden özellik gösteren bir sanat çeşidi. Kimyada atom, molekül, iyon veya radikale verilen genel ad. Biyolojide cinslerin ayrıldığı alt bölüm. [Bakınız: sinema türleri]. [Bakınız: televizyon türleri]. Birbirlerine benzeyen, yalnızca kendi aralarında verimli gen alışverişi yapabilen bireylerin oluşturduğu canlı grubu, spesiyes. Özel bir biçim gösteren bir sanat çeşidi ya da sanat kolu. Kalıtsal yapıya bağlı olarak ortak karakterlere sahip olan ve kendi aralarında birleştirildiklerinde döl verme yeteneğinde yavrular elde edilen bireylerin oluşturduğu hayvan grupları. Belli ayrıtsal özelliklerle ötekilerden ayrılan nesneler ya da birimler kümesi. Özel bir biçim gösteren bir sanat çeşidi ya da kolu. (karşılık, spesyes),Ancak kendi aralarında çiftleşen bireyler topluluğu; hayvan sınıflandırmalarında cins içinesokulan ve ırk ve variyeteleri içine alan bir birlik.

 

Kum : Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler. Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler. Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

İç : Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Muhteva. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Mide, bağırsak, karın. Ten ile dış giysiler arası. Oyuk şeylerin boşluğu. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan.

Diğer dillerde Phlebotominae anlamı nedir?

İngilizce'de Phlebotominae ne demek ? : sand flies