Photograph türkçesi Photograph nedir

  • Fotoğraf.
  • Fotoğrafını çekmek.
  • Resim.
  • Fotoğraf aygıtıyla fotoğraf elde etmek.
  • Resmini çekmek.
  • Fotoğraf çekmek.
  • Fotoğraflamak.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Resim vermek.

Photograph ile ilgili cümleler

English: Ali only has one faded photograph of grandfather.
Turkish: Ali sadece büyükbabasının soluk bir fotoğrafına sahip.

English: Ali showed Mary a photograph of his father.
Turkish: Ali Mary'ye babasının bir fotoğrafını gösterdi.

English: A photographer took a photograph of my house.
Turkish: Bir fotoğrafçı, benim evimin bir fotoğrafını çekti.

English: Ali framed the photograph and hung it over the bed.
Turkish: Ali fotoğrafı çerçeveledi ve onu yatağın üzerine astı.

English: Ali put the photograph on the table.
Turkish: Ali fotoğrafı masaya koydu.

Photograph ingilizcede ne demek, Photograph nerede nasıl kullanılır?

Photograph library : Resimlik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Herhangi bir amaçla kullanılacak resimlerin sıralanmış olarak saklandığı yer.

Air photograph interpretation : Hava fotoğrafının yorumlanması. Uçaktan veya uydudan çekilmiş olan fotoğrafların analizi.

Aerial photograph : Havadan çekilmiş fotoğraf. Havadan çekilmiş olan fotoğraf (helikopter, uçak, vs. içinden). Hava fotoğrafı. Havadan çekilen fotoğraf.

 

Air photograph : Hava fotoğrafı.

Archive photograph : Eski resimler dosyasından alınmış olan fotoğraf. Arşiv fotoğrafı.

Composite photograph : Değişik fotoğrafların bileşimi resim.

Polaroid photograph : Polaroit fotoğraf.

X ray photograph : Röntgen filmi.

Photographed stage play : Görünçlüklenen bir oyunu olduğu gibi ya da bu düzene çok yakın biçimde aktaran film. sinema özelliklerinden çok tiyatro özellikleri taşıyan, tiyatro uygulayımıyla gerçekleştirilen film. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Sahnede gösterilen, bir oyunu olduğu gibi aktaran film. belli bir oyun için yalnızca ona yardım eder nitelikte çekilmiş film. Tiyatro filmi.

Photographer : Foto. Fotoğrafçı. Resimci.

İngilizce Photograph Türkçe anlamı, Photograph eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Photograph ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Duty : Ödev. Gümrük vergisi. Güç. Gümrük. Vecibe. Harç. Saygı. Hizmet. Belirli bir işin veya hizmetin yapılması için yetkili makamlar tarafından verilen izin karşılığında elde edilen vergi benzeri bir gelir.

Blueprint : Taslak. Teknik bilginin yer aldığı mavi sayfalı kitap. Plan. Mavi kılavuz. Karalama. Mavi kopya çıkarmak. Proje. Kılavuz. Planı mavi kağıda çekmek. Tasarlamak.

Still : Dindirmek (fırtına vb'ni). Yatıştırmak. Yatışmak. Sakinleşmek. Hareketsiz. Susturmak. Durgun. Yine de. Sakinleştirmek. Durdurmak.

Radiogram : Radyogram. Ünalgılı gramofon. Radyografi sonucu üzerinde görüntü oluşturulmuş fotografik materyal. Röntgen filmi. Pikaplı radyo. Telsiz telgraf.

 

Photomicrograph : Mikro fotoğraf. Mikroskopla fotoğraf çekme. Mikroskop görüntüsü fotoğrafı. Fotomikrografi. Fotomikrograf. İçyapı fotoğrafı.

Photographs : Fotoğraflar.

Image : Yansıtmak. İmgeleştirmek. Görüntü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna gibi araçlarla oluşturulan resmi; herhangi bir nesnenin bazı ışık olayları sonucu elde edilen resmi. bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe art arda düşürülmesi sonunda devinimin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş; görüntülük üzerindeki devinimli resimler bütünü. tv. almaç görüntülüğünde, elektron demetinin oluşturduğu devinimli resimler bütünü. Heykel. Irakgörürlerin göz merceğine ya da fotoğraf plağı üzerine düşen yıldız resmi. İmaj. İmge. Şekillendirmek. İzlenim.

Shot : Aşı. İğne yoluyla verilen ilaç. Şut. Dolu. Çakırkeyif. El. Vurmak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Vuruş. Mermi.

Shots : Menzil. Film çekme. Cinsel ilişki. Kısmet. İğne. Lağım. Yudum. Tek içki. Top mermisi. Bir fırt içki.

Diagram : Diyagram. Taslak. Bir yapının, bileşenlerini, öğelerini ve aralarındaki ilişkileri gösterebilmek için küçük ölçekte çizgilerle gösterilmiş biçimi. Çeşitli niceliklerin birbirine olan oranlarının çizgi ya da geometrik biçimlerle anlatımı için düzenlenen çizge. değişik bir niceliğin çeşitli zamanlardaki değişimlerinin çizgi ve birbirinden ayrı nitelikteki biçimlerle gösterilmesiyle oluşan çizge. Bir gözlem ya da veriler dağılımını kavrama kolaylığı sağlamak üzere göstersel olarak sunmaya yarayan ve dağılımı bir eksenler dizgesi içinde aldığı konumsal duruma göre biçimlerle gösteren çizim. bk. verilerin sunulması. Çizge. Grafik. Çapraşık bir yapıyı, yalın, anlaşılır çizgilerle gösteren, özellikle belgesel filmlerde, belgesel izlencelerde kullanılan biçim. Diyagram ile göstermek. Çizenek.

Photograph synonyms : wedding picture, longshot, photographic print, mugshot, stereoscopic picture, stereoscopic photograph, arial mosaic, microdot, take, spectrograph, stereo, diagramed, photography, exposure, device, scene, time exposure, telephotograph, pic, photoed, effigy, holograph, radiograph, photographing, illustration, skiagram, glossy, eikon, effigies, vignette, photos, film, blowup.

Photograph ingilizce tanımı, definition of Photograph

Photograph kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to photograph a view. To take a picture or likeness of by means of photography. A picture or likeness obtained by photography. To practice photography. To photograph a group. To take photographs.