Pirpir nedir, Pirpir ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Cılız, ufak tefek.

Gözünü sık sık kırpan kişi.

Küçük lamba, idare lambası.

Semizotu.

Pirpir anlamı, tanımı

Pirpiri : Pırpırı. Temiz, titiz, derli toplu kişi. İvecen. Bir işi iyi yapan, usta : O adam bu oyunların pirpirisi. Semizotu. Giyimine özen gösteren. Yeniçerileri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cüppe. Bizans altınlarının bir türü. Derbeder, perişan

Pirpirim : Semizotu. Çok yaşlı kişi. Çok eski, eskilikten paramparça olmuş eşya, giyecek. Kıvrım kıvrım : Pirpirimli bir etek. Gözyaşı için: Gözlerinden pirpirim gibi döktü, ağladı. Semiz otu. Pirifani'nin eşanlamlısı.

Pirpirim olmak : Yaşlanmak. Solmak. Çok yaşlı olmak, perişan olmak.

Pirpirün : Semizotu.

İdare lambası : İdare kandili.

Ufak tefek : Gerekli küçük eşya, araç gereç. Kısa ve zayıf. Çok gerekli olmayan, önemsiz. Sönük, zayıf. Çok yer kaplamayan, küçük.

Semizotu : Semizotugillerden, etli ve mayhoş yaprakları sebze olarak yenilen otsu bir bitki, semizot (Portulaca oleracea).

Semizot : Semizotu.

Sık sık : Az aralıklarla. Arası çok geçmeden, az aralıkla, sık olarak, sıkça.

İdare : Yönetme, yönetim, çekip çevirme. Hoş görme, göz yumma. Yetinme. Tutum. Bir kurum ya da kuruluşun yönetildiği yer veya makam. İdare kandili veya lambası. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Bir kurumun işlerini yürüten kurul.

 

Lamba : Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul. Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.

Kırpa : Peşkir, havlu, peçete. Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. Bez parçası. [Bakınız: kırma]. Mendil, yağlık.

Cılız : Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.

Semiz : Şişman. Eti, yağı çok olan, tavlı.

Tefek : 1.Asma. [Bakınız: tevek]. Kavun, karpuz, hıyar ve benzerleri bitkilerin yaprakları. Asma yaprağı. Üzüm asmasının taze filizi. Asma, üzüm ağacı. Filiz, asma filizi.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Semi : Yarım, yarı. Latince yarım anlamına gelen ön ek.

Ufak : Boyutları normalden küçük. Önemsiz, çok az. Kısa bir süre. Makam, derece bakımından geri olan. Yaşça daha küçük olan.

Tefe : Dokuma tezgâhında tarağı tutan ağaç veya metal parça.

Diğer dillerde Pirotoplazma anlamı nedir?

İngilizce'de Pirotoplazma ne demek ? : protoplasm