Pulsated türkçesi Pulsated nedir

  • Çarpmak (nabız gibi).
  • Titretmek.
  • Zonklamak.
  • Atmak.
  • Çarpmak.
  • Titremek.
  • Belirgin bir ritimle gümbürdemek.
  • Nabız gibi atmak.
  • Çarpmak (yürek).
  • Belirgin bir ritimle yüksek bir sesle çalmak.
  • Kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde dolaşmak (kan damarlarda).
  • Titreşmek.
  • Nabzı atmak.

Pulsated ingilizcede ne demek, Pulsated nerede nasıl kullanılır?

Pulsate : Nabız gibi atmak. Atmak. Titremek. Çarpmak (nabız gibi). Kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde dolaşmak (kan damarlarda). Titretmek. Nabzı atmak. Belirgin bir ritimle gümbürdemek. Zonklamak. Çarpmak.

Pulsates : Çarpmak. Belirgin bir ritimle gümbürdemek. Çarpmak (yürek). Çarpmak (nabız gibi). Nabzı atmak. Belirgin bir ritimle yüksek bir sesle çalmak. Titremek. Kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde dolaşmak (kan damarlarda). Titreşmek. Zonklamak.

Pulsatil secretion : Pubertadan sonra gonadotropin salıverici hormonun ve buna uyarak da fsh ve lh salıverilmesinin ortalama 80 dakikalık bir siklus göstermesi ve bu hormonların salgılanma hızının 70-100 dakikada bir maksimuma çıkarak salgılanması. Pulsatil salgılanma.

Pulsatile : Vurmalı. Pulsatil.

Pulsatility index : Pulsatilite indeksi. Doppler ultrasonografide sistolik hızın, diyastolik hızdan çıkarılması ve ortalama hıza bölünmesiyle elde edilen ölçüm. pulsatilite indeksi doğum ve karın uygulamalarında kullanılmaktadır.

 

Pulsating voltage : Atımlı gerilim.

Pulsator : Pulzatör. Titreşim neden olan. Çarpan. Sütün kesikli akışını sağlamak için memeyi bir kez sıkıştırıp bir kez emen süt makinesinin kalbi.

Pulsation ratio : Pulzasyon oranı. Sağım makinelerinde pulzatör tarafından oluşturulan vakumla açılma süresi arasındaki oran.

Pulsations : Titreştirme. Vuruş. Kalp atışı. Titreme. Nabız atışı. Titreşme. Çırpıntılı. Titreşim. Sarsma. Kalp vuruşu.

Pulsating star : Titreşen yıldız. Atınımlı yıldız. Yürek gibi şişip büzülerek atan bir değişen yıldız. Zonklayan yıldız.

İngilizce Pulsated Türkçe anlamı, Pulsated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pulsated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flickered : Çırpınmak. Oynamak (ışık veya gölge). Alevlenmek. Hızla ve sessizce önünden geçmek. Titreyerek yanmak (ateş). Oynamak. Titreme. Titrek ışık veya alev.

Jumped : Sıçratmak. Ürkmek. Sevişmek. İlişkiye girmek. Fırlamak. Eğlenceli olmak. Atlatmak. Atlamak. Sıçramak.

Dither : Eli ayağına dolanmak. Panik yapmak. Tereddüt etmek. Kararsızlık ve heyecana kapılmak. Telaşa kapılmak. Kararsız olmak. Duraksamak. Eli ayağı titremek.

Boff : Son vermek. Gaz çıkarmak. Dizginlenemeyen kahkaha. Kusmak. İçten gelen gülme. Bitirmek. Osurmak. (tiyatro) seyircilerin kendilerini kontrol edemeden gülmelerine neden olan replik. Hit parça. Ses getiren liste başı şarkı.

Move : Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi. Hareket ettirmek. Taşıma. Kımıldamak. Tahrik etmek. Taşınmak. Yer değiştirmek. Oynatmak. Oynamak. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır.

 

Cashiered : Vezneci (bankada). Kasa. Kasadar. Veznedar. İşine son vermek. Kasiyer. (özellikle ordudan) ihraç etmek. Kovmak.

Dithers : Telaşa kapılmak. Kıpırtılandırmak. Tereddüd etmek. Eli ayağı titremek. Tereddüt etmek. Panik yapmak. Kararsız olmak. Eli ayağına dolanmak. Duraksamak.

Catapulted : Mancınık. Sapan. Katapült uçak. Fırlatmak. Mancınıkla atmak. Vurmak. Fırlatma düzeneği ile ilgili.

Biffed : Yumruk. Am. Bıff. Yumruk vurmak. Vajina. Darbe. Yumruk atmak. Vurmak. Yumruklamak.

Chuck away : Kaybetmek. Fırlatmak. Boşa harcamak. Tepmek. İsraf etmek. Savurmak.

Pulsated synonyms : didder, judders, librates, biffs, cashiering, fibrillate, beat, flicker, pound, shake, alight upon, bickered, catapult, throbbed, wabble, barging, biffing, fibrillated, wabbles, jar, flickers, catapulting, bashed, dithered, bang into, aquiver, bash, barge, librate, cast away, fibrillating, cast out, bashes.

Pulsated zıt anlamlı kelimeler, Pulsated kelime anlamı

Stand still : Kıpırdamamak. Hareketsiz durmak. Kımıldamadan durmak. Kımıldamamak. Hareket etmemek. Hareketsiz kalmak.

Satiate : Tok. Tam doyuma ulaştırmak. Gına getirmek. Tıka basa yedirmek. Doymuş. Doyurmak. Bıktırmak. Usandırmak. Tatmin etmek.