Pursuing türkçesi Pursuing nedir

Pursuing ile ilgili cümleler

English: She started pursuing him before he became famous.
Turkish: O, ünlü olmadan önce onun peşinde koşmaya başladı.

English: The police are pursuing an escaped prisoner.
Turkish: Polisler kaçan bir mahkûmu takip ediyor.

English: Are you seriously thinking about pursuing a career as a race car driver?
Turkish: Bir yarış arabası sürücüsü olarak bir kariyeri sürdürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?

English: Keep pursuing your dreams.
Turkish: Hayallerini izlemeye devam et.

Pursuing ingilizcede ne demek, Pursuing nerede nasıl kullanılır?

Pursuit : Meşguliyet. Uğraş. Uğraşı. Arama. İş. Kovalama. Takip. Peşine düşme. Meşgale. Hukuk, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Pursuit plane : Avcı uçağı.

Pursuits : İzleme. Meşgale. Uğraş. Araştırma. Gerçekleştirmeye çalışma. Arama. İş. Peşinde olma. İlgi alanı. Uğraşı.

Pursuivant : Uşak.

Lag pursuit : Geriden kovalama. Bir dönüş esnasında düşman uçağının arkasında kalma.

Lead pursuit : Önde kovalamaca. Bir dönüş esnasında düşman uçağının önünde kalma. Önleme takip noktası.

Pursuant : Uygun olarak. Mutabık. Muvafık. Uyarınca. Göre. Yerinde. Uygun.

 

Pursued : Peşinde koşmak. Devam etmek. İzlemek. Sürdürmek. Kovalamak. Peşine düşmek. Peşinde olmak. Yürütmek. Takip etmek.

Rifht of pursuit : Yazarın, çoğaltılmış sayıların satışından belirli koşullara göre pay isteme hakkı. İzleme hakkı.

Pursuers : Takipçi. Dava eden. Kovalayan kimse. Muhasebeci. İzleyen. Davacı.

İngilizce Pursuing Türkçe anlamı, Pursuing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pursuing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hold down : İşgal etmek. Üstesinden gelmek. Ezmek. (işi) iyi yürütmek. Elinde tutmak. Basılı tutmak. Zaptetmek. Sınırlandırmak.

Hold to : Bağlı kalmak. Caymamak. Vazgeçmemek. Sadık kalmak. Korumak. Tutunmak.

Carry on : İşi sürdürmek. Yapmak. Varlığını sürdürmek. Şamata etmek. Kızgınlıktan bağırıp çağırmak. İlişkisi olmak. Peşini bırakmamak.

Continueing : Uzamak. Sürmek. İdame etmek. Devam ettirmek. Olagelmek. Dayanmak. Devamı gelmek.

Continues : Devam ettirmek. Sürmek. Olagelmek. Uzamak. Uzatmak. Dayanmak. İdame etmek. Devamı gelmek.

Angle for : İma ile istemek. Tavlamaya çalışmak. Kurnazlıkla elde etmeye çalışmak. Oltasına takmaya çalışmak. Güleryüzle elde etmeye çalışmak.

Ensue : Ardından gelmek. (sonuç olarak) ortaya çıkmak. Sonuç olarak ortaya çıkmak. Doğmak. Meydana gelmek. Sonradan gelmek. Netice olarak husule gelmek. Sonucu olmak.

Chased : Hakketmek. Oymak. Hızla geçip gitmek. Zıvana açmak. Kabartma işlemek.

Pursue : Ardına düşmek. Peşini bırakmamak. Aramak.

Carrying forward : Nakletmek (hesap). İlerletmek.

 

Pursuing synonyms : followeth, fort, follow up, elongates, draw, dog, tracking, drive, continue, be in progress, carry forward, fish for, drail, come on, seeks, dogging, tracing, drives, aspired, cabbage, pursuits, enforce, hunt down, chivy, filches, chivies, collared, filching, carry on with, filched, ghost, come after, go after.

Pursuing zıt anlamlı kelimeler, Pursuing kelime anlamı

Leading : Kılavuzluk. Önde olan. Kurşun kaplama. Satır aralığı. Öncülük eden. Rehberlik. Kurşun çerçeve. Yol gösteren. Kılavuzluk eden. İma.