Put out türkçesi Put out nedir

  • Dışarı atmak.
  • Darıltmak.
  • Söndürmek.
  • Canını sıkmak.
  • Rahatsızlık vermek.
  • Üzmek.
  • Öçürmek.
  • Rahatsız etmek.
  • Bir uzvun yerinden çıkması.
  • Şaşırtmak.
  • Sönmüş.
  • İtfa etmek.
  • Zahmet vermek.
  • Vermek (ısı).
  • Kapamak (ışığı).

Put out ile ilgili cümleler

English: Ali managed to put out the fire.
Turkish: Ali yangını söndürmeyi başardı.

English: Ali put out his hand.
Turkish: Ali elini dışarı çıkardı.

English: Ali managed to put out the fire by himself.
Turkish: Ali tek başına yangını söndürebildi.

English: Ali put out his cigarette.
Turkish: Ali sigarasını söndürdü.

English: Ali managed to put out the fire with Mary's help.
Turkish: Ali Mary'nin yardımıyla yangını söndürmeyi başardı.

Put out ingilizcede ne demek, Put out nerede nasıl kullanılır?

Put : İndirmek. Koymak. Hamle. Atfetmek. Sormak. Neşretmek. Yatırım yapmak. Fırlatma. Söndürmek. Söylemek.

Out : Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Kovmak. Nakavt etmek. Çıkarmak. Çıkış. Dışarı atmak. Dışarıda. Kendini belli etmek. Yanmak.

Put out feelers : Nabız yoklamak. Ağız aramak. Nabzını ölçmek. Ağzından laf almaya çalışmak. Ağzını yoklamak. Ağzını aramak.

Put out of commission : Mahvetmek. İşlemez hale getirmek. Yıkmak.

Put out of temper : Sinirlendirmek.

 

Put a bold face on : Korktuğu halde bozuntuya vermemek. Zor bir durum karşısında cesaret göstermek. Bozuntuya vermemek.

Was put out of his misery : Uzun işkencelerden sonra öldü. Acılarına son verildi. Sefaletinden kurtarıldı.

İngilizce Put out Türkçe anlamı, Put out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Put out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attenuates : Hafifletmek. Hafifleştirmek. Sindirmek. Zayıflatmak. Kısmak. Seyreltmek. Değerini düşürmek. Azaltmak. İnceltmek.

Expelled : Sürgün etmek. Kovmak. Kovulan. Çıkarmak. Sürmek. Kovulmuş.

Ailed : Sıkıntıya sebebiyet vermek. Sıkıntıya sebep vermek. Sıkıntıya neden olmak. Rahatsız olmak. Sıkıntıya sebep olmak. Sıkmak. Hasta olmak. Hastalanmak.

Pay off : Acısını çıkartmak. Tamamen ödemek. Parasını eline verip kovmak. Öç almak. Parasını verip kovmak. Yol vermek. Değmek. Borcunu tamamen ödemek. Diyet ödemek.

Ball up : Bozmak. İçine etmek. Eline yüzüne bulaştırmak. Rezil etmek. Berbat etmek. Perişan etmek.

Addling : Kafa karıştırmak. Bozmak. Kokmak (yum.). Cılk. Kokuşturmak. Çürük. Bozulmak (yum.). Çürümek. Bozulmak.

Impose upon : Zorla yüklemek. Zorla kabul ettirmek. Faydalanıldı. Etkilemek. -den faydalandı. Dayatmak. Sömürüldü. Aldatmak.

Worrit : Endişelendirmek. Kaygılandırmak. Endişelendirme. Tedirginlik yaratmak. Kızdırmak. Kızgınlık. Endişe.

Agitate : Telaşlandırmak. Yaygara koparmak. Tahrik etmek. Dalgalandırmak. Kamuoyunu kışkırtmak. Başkaldırmak. Sallamak. Kışkırtmak. Sarsmak.

Addlings : Bozmak. Çürük. Kokmak. Bozulmak. Çürütmek. Kokuşturmak. Kafa karıştırmak. Çürümek. Cılk.

Put out synonyms : devilling, chuck, baffles, discommode, ejaculate, angering, bore, amaze, incommoding, burn out, amortise, agitating, amortized, unsettles, chuck out, deviling, agitates, unsettle, fash, deflate, astounds, damps, outed, displease, addle, expel from, badger, amortize, aggravates, incommode, fling away, baffle, afflict.