Reçete nedir, Reçete ne demek

Reçete; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Üzerinde doktorun hastası için gerekli gördüğü ilaçlarla, bunların kullanılış biçimleri yazılı olan kâğıt
  • Yemek veya halk tedavisinde kullanılan ilaç tarifesi.

"Reçete" ile ilgili cümleler

  • "Hele bir portakal şurubu reçetesini tarif etti..." - Ö. Seyfettin
  • "Faydasını gördüğümüz ve faydasını görürsek tekrar etmemizi doktor tavsiye ettiği için reçeteyi yine aldım ele." - N. Hikmet

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Hekimin, hasta sahibine verilmek üzere, kullanılmasını tavsiye ettiği ilaçları ve kullanım biçimlerini tarif eden, eczacıya hitaben yazılmış imzalı teknik bir yazı.

İngilizce'de Reçete ne demek? Reçete ingilizcesi nedir?:

prescription

Reçete hakkında bilgiler

Reçete, doktor, dişhekimi veya veteriner tarafından yazılan, tedavi amaçlı; üzerinde ilaç isimleri yazılı belgedir. El yazısı, bilgisayar çıktısı ve günümüzde elektronik olarak düzenlenebilir. Eczacı tarafından işleme alınır.

Hastanın adı, yaşı, cinsiyeti, bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumu, Tc Kimlik Nosu, düzenlenen hastane tarafından verilmiş protokol, tarih içerir.

Reçetenin gövdesi genellikle alınız manasına gelen Rx, Rp kısaltmaları ile başlar. Esas kısmında ilaç adı veya Majistral İlaç formülü bulunur. İlaçların kullanma sıklığı belirtilir. Çocuk hastalarda yaş ve/veya kilosu reçeteye yazılmalıdır. Yetişkin hastalarda cinsiyet belirtilmelidir.

 

Reçetede mutlaka düzenleyen doktorun adı, soyadı, branşı, diploma nosu veya sicil numarası ve ıslak imzası bulunmalıdır.

Reçete ile ilgili Cümleler

  • Bu ilacı reçetesiz alabilirsin.
  • Tom'un bir reçeteye ihtiyacı var.
  • Reçetesiz antibiyotik almayın.
  • Reçete edilmiş ilacınızı içki içerken almanızın herhangi bir yan etkisi olup olmayacağını kontrol etmeniz tavsiye edilir.
  • Size reçete edilmiş ilacı başkasına vermeniz yasa dışıdır.
  • Bu ilacı reçetesiz alabiliyor musunuz, yoksa reçete almanız gerekiyor mu?
  • Bu ilacı reçete olmadan satın alabilirsin.
  • Kötü bir öksürüğüm vardı, bu yüzden acı reçete aldım.
  • Metadon bir ağrı kesici olarak yaygın bir biçimde reçete edilir.

Reçete anlamı, kısaca tanımı:

Doktor : Hekim. Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan.

Hasta : Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan. Aşırı düşkün, tutkun. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Parasız, züğürt.

İlaç : Çare, önlem. Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva.

Yazılı : Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan. Geçerli olan, nominal. Yazılı sınav. Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı.

Tedavi : Çeşitli yöntemlerle hastalığı iyi etme, iyileştirme, sağaltım, sağaltma, terapi. Aksayan bir şeyi düzeltme, iyileştirme.

 

Reçete gibi : Okunaksız (yazı). kesin yargı ve çözüm bildiren.

Reçete yaptırmak : Reçetede yazılı olan ilaçları hazırlatmak veya satın almak.

Reçeteli : Reçete karşılığında satılan (ilaç).

Reçetesiz : Reçete aranmaksızın satılan (ilaç).

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Yemek : Başkasının parasını harcamak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Kandırmak. Isırmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yasal yoldan cezalandırılmak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak.

Halk : Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Yaratma. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk.

Tarife : Fiyat gösteren çizelge. Tanıtmalık. Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge.

Veteriner : Veteriner hekim.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yöre, yer. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.

Reçete bilgisi : İlaçların reçeteye yazılmasına ilişkin bilgiler veren farmakoloji alt dalı.

Reçete defteri : Mobilyaları boyamak amacı ile atelyede hazırlanan boya gereçlerinin katkı oranlarının yazıldığı defter.

Reçetesiz satılan ilaç : Eczanelerde reçetesiz olarak satışına izin verilen ilaç, O. T. C. ilaç, tezgâh üstü ilaç.

Diğer dillerde Reçete anlamı nedir?

İngilizce'de Reçete ne demek? : [recetar] v. prescribe

n. prescription, recipe, formula, receipt, cure

Fransızca'da Reçete : ordonnance [la], prescription [la]

Almanca'da Reçete : n. Rezept

Rusça'da Reçete : n. рецепт (M)