Restraints türkçesi Restraints nedir

Restraints ingilizcede ne demek, Restraints nerede nasıl kullanılır?

Voluntary export restraints : Genellikle dışalımcı bir sanayileşmiş ülke ile çoğunlukla emek yoğun mal dışsatımı yapan az gelişmiş ülke arasında, siyasi ve iktisadi baskıyla gerçekleştirilen anlaşma gereği dışsatım üzerine konulan, yeni korumacılık akımı kapsamındaki bir tür kota. krş pazar payı düzenleme anlaşmaları, çok elyaflı tekstil anlaşması. Gönüllü dışsatım kısıtlamaları.

Restraint fixture : Sıkma fikstürü.

Restraint of liberty : Özgürlüğün kısıtlanması.

Restraint of trade : Ticaret tahdidi. Tecimi sınırlandırma. Rekabet yasağı. Eser saptamı, tekel meydana getirerek yarışımı ortadan kaldırma. Ticaretin sınırlanması. Ticaret engeli. Ticaretin kısıtlanması.

Call for restraint : Sük-nete davet etmek. Sakinleşmesini istemek. Sükunete davet etmek.

With restraint : Baskıyla. Engelleyici bir şekilde. Kontrollü bir şekilde.

Self restraint : Kendini tutma. Kendine hakim olma.

Exercised restraint : Oto kontrol ortaya koyan. Kendine hakim olan. İrade sergileyen. Ilımlılık veya ölçülülük gösteren.

Head restraint : Kafalık. Baş dayanağı. Koltuk başlığı.

Restrain oneself : Kendini frenlemek. Kendini tutmak.

 

İngilizce Restraints Türkçe anlamı, Restraints eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Restraints ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Immobilisation : İmmobilizasyon. Tedavülden çekme. Hareketsizleştirme. Bloke etme. Hareketini sınırlama. Hareketsiz kılma. Hareket yeteneği yitimi. Madeni veya kağıt paraların tedavülden çekilmesi (immobilization olarak da yazılır). Bağlama. (britanya ingilizcesi) hareketsiz kılma.

Damper : Ayar klapesi. Bir tür ekmek. Perde. Amortisör. Titreşim azaltan parça. Kapak. Aracın salınımını sönümleyen aygıt. Sönümleç. Bir kanaldan geçen hava miktarını ayarlayan kapak. Üzen kişi.

Barricades : Barikat. Siper.

Conservation : Doğal çevrenin korunması. İdareli kullanma. Sakınım. Kentlerin belli kesimlerinde yer alan çağbilimsel ve yapıtasarcılık değerleri yüksek yapıtlarla, anıtların ve doğa güzelliklerin -kentte bugün yaşayanlar gibi- gelecek kuşakların da yararlanması için her türlü yıkıcı, saldırgan ve dokuncalı eylemler karşısında güvence altına alınması. bk. çevre korunması. Saklama. Koruma. Himaye. Sahip çıkma. Dizgelerde, taneciklerarası etkileşimlerden, çarpışmalardan öncede sonrada toplam erke, devinirlik, kütle gibi niceliklerin değişmez kalması. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Duresses : Gözdağı. Hapis. Zorlama. Tazyik. Tutuklama. Tehdit. Cebir. Şantaj. İcbar.

Arm twisting : Zorlama.

Duress : Tutuklama. Tehdit. Cebir. Tazyik. Şantaj. Zorlama. Hapis. İcbar.

Borderings : Kenar geçirmesi. Sınırlayan. Sınırdaş.

Holding : Karar. Karşı takımın bir oyuncusunun kımıldamasına engel olacak şekilde, bedenle yapılan abanma hareketi. Edinç. Hisse. Mal. Basketbol, voleybol alanlarında kullanılır. Tahvil. Depolama. Arazi.

 

Bottle up : Kuşatmak. Frenlemek. Bastırmak. Sıkıştırmak. İçine atmak. Dışa vurmamak. Kendini tutmak. Gizlemek. Dışarıya vurmamak.

Restraints synonyms : holdups, constrictions, controlment, hold in, enjoinder, containment, embargo, chains, hold, curtailment, bar, bordering, depriving, restraint of trade, editions, immobilizing, interdictions, contain, bridle, constraints, inhibit, astriction, delimitation, detention, countercheck, suppression, suppress, constrainment, edition, crackdowns, delimitations, circumscription, conservations.

Restraints zıt anlamlı kelimeler, Restraints kelime anlamı

Intemperance : İntemperans. Aşırılık. Taşkınlık. Ölçüsüzlük. İfrat. İçkiye düşkünlük. Sertlik.

Indiscipline : İtaatsizlik. Disiplinsizlik.

Unrestraint : Denetimsizlik. Serbestlik. Sınırsızlık.

Restraints antonyms : demonstrative.