Savaş oyunu nedir, Savaş oyunu ne demek

Savaş oyunu; Halk Bilimi alanında kullanılan bir terimdir.

Sosyoloji'deki terim anlamı:

Toplumu savaşa hazırlamak ve savaşı kazanmak amacını güden benzerduyusal büyü eylemleri üzerine temellenen halk oyunu, bk. oyun. karşılığı barış oyunu, benzerduyusal büyü.

Savaş oyunu tanımı, anlamı

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç

Sava : Haber. Muştu.

Savaş : Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.

Barış oyunu : Toplumu savaştan korumak amacıyla yapılan ve bunu barışsal eylemlerin benzetimsel uygulamalarıyla sağlamaya çalışan oyun türü. bk. oyun. karşılığı savaş oyunu, uğraş oyunu.

 

Halk oyunu : Halkın malı olan ya da halkın benimsediği oyun türü. bk. oyun.

Hazırlamak : Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek. Birini herhangi bir şeyi yapabilecek veya bir şeyi yüklenebilecek duruma getirmek. Bir şeyi ortaya koymak, gerçekleştirmek. Alıştırmak. Bir maddeyi elde etmek. Sebep olmak, yol açmak. Önceden düzenlemek. Önlem almak, sağlamak.

Hazırlama : Hazırlamak işi, anıklama.

Kazanmak : Kazanç sağlamak. Tutulmak, yakalanmak. Çıkmak, isabet etmek. Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak. Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek. Kendinden yana çekmek. Edinmek, sahip olmak. Yenmek, galip gelmek.

Kazanma : Kazanmak işi.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

 

Barış : Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.

Güden : Çoban, sığırtmaç. Testi. Bandoyu yöneten adam. Kalınbağırsak. Çoban.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Eylem : Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon. Fiil. Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası.

Hazır : Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya. Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş. Fırsattan yararlanarak. Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak. Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı.

Diğer dillerde Savaş oyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Savaş oyunu ne demek ? : war dance