Selmi nedir, Selmi ne demek

Selmi; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Servi ağacı.

Dokuma aygıtında bezlerin sarıldığı sopa.

Selmi isminin anlamı, Selmi ne demek:

Barışla ilgili, barışçıl. Selmi ismi; Arapça kökenli olup bir Erkek ismidir.

Selmi kısaca anlamı, tanımı

Selmin : Dokuma aygıtında bezlerin sarıldığı sopa. Dokuma aygıtında bezin sarıldığı ağaç. Dokuma tezgahında dokunan bezin üzerine sarıldığı yuvarlak ya da dört yüzlü döner ağaç. (Senir Sincanlı Afyonkarahisar; Bekilli Çal Denizli; Hacılar Kayseri; Köselerli Tarsus İçel) (seldir) : (Mudurnu Bolu) (selmir) : (Mudurnu Bolu) (selvi : (Kandilli Bozüyük Bilecik). [Bakınız: selmen]. Barış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu

Selmin kalmin : Bağımsız olarak, korkusuzca.

Selmincik : Kilis şehrinde, Elbeyli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Servi ağacı : Servi.

Barışçıl : Barışsever.

Barışçı : Barışsever. Barışı amaçlayan, barışı öngören.

Dokuma : Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Ağacı : Ağabey, büyük erkek kardeş. Zakkum.

 

Barış : Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.

Servi : Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç, andız, selvi, servi ağacı (Cupressus sempenvirens).

Aygıt : Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

Aygı : Adı bilinmiyen ya da ad yerine kadına, kıza sesleniş. Eşya.

Barı : Çit. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. [Bakınız: ber, bér]. Bağ çubuğu. Yokuş. Pirinç tarlarındaki parsel: Ahmet'in on beş barı pirinçliği var. 6.Köy evlerinde bulunan ocak bacası. Davar sağılan yer, ağıl. Yük. Bahçe ya da avlu duvarı. (Ağıl Eğridir Isparta; Erenköy, İnönü Eskişehir; Yurtbeyi Çankaya, Çağa Güdül Ankara).

İlgi : İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan.

Sopa : Kalın değnek. Dayak, kötek.

Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.

Diğer dillerde Sellülitis anlamı nedir?

İngilizce'de Sellülitis ne demek ? : cellulitis