Servi nedir, Servi ne demek

Servi; bir bitki bilimi terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Servi" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ay ışığının, yüksek servileri ince ince gümüşlediği bir şato korusundaymışlar." - A. İlhan

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: bayağı servi]

Servi isminin anlamı, Servi ne demek:

Kız ismi olarak; Akdeniz bölgesinde çok yetişen, yapraklarını dökmeyen, ince, uzun bir ağaç. Uzun boylu. Erkek ismi olarak; Akdeniz bölgesinde çok yetişen, yapraklarını dökmeyen, ince, uzun bir ağaç. Uzun boylu.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Bingöl şehrinde, Servi bucağına bağlı bir yer. Tekirdağ şehri, Beyazköy bucağına bağlı bir yer.

Servi hakkında bilgiler

Servi ya da Selvi (Cupressus), uzun boyu (30-35 m) ve koyu yeşil yaprak dokusu ile uzaklardan dikkati çeker. Küçük bir futbol topuna benzeyen kozalakları, birbirini örtecek şekilde üst üste yerleşmiş pul yaprakları ile diğer iğne yapraklılardan farklıdır.

Servi ile ilgili Cümleler

  • Ali taksici olmadan önce okul servisinde şoförlük yapıyordu.
  • Servis temsilcisi problemi çözmeme yardım etti.
  • Servis edilen her şeyi yemek için yeterli zamanım yoktu.
  • Akşam yemeği ne zaman servis ediliyor?
  • Bu yemeği tuzsuz servis edebilir misiniz?
  • Servis hızlı.
  • Ali kendisini acil serviste buldu.
  • Servis otobüsünü nerede beklemeliyim?
  • Servis bekleyen bayana baksana ne kadar da mahzun görünüyor değil mi? Yanına sonradan gelen hoca ona bugün çocuk senin bir sıkıntın olup olmadığını sordu mu diye soruyor.
  • Ali Mary'yi acil servise götürdü.
  • Bir otobüs servisi olmalı.
  • Servis otobüsüne binmelisiniz.
  • Arabam bozuk. Şimdi o serviste.
 

Servi kısaca anlamı, tanımı:

Yaprak : Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak.

Yeşil : Bu renkte olan. Olmamış, ham (meyve). Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı. Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk.

Yapraklı : Yaprağı olan. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri.

Servi ağacı : Servi.

Servi boylu : İnce ve uzun boylu (kız veya kadın). Sevgili.

Gümüşservi : Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm.

Dağ servisi : Sedir.

Yer servisi : Yer çamı.

Servigiller : Kozalaklılardan, servi, ardıç, mazı vb. ağaçları içine alan, çiçekleri bir veya iki evcikli bir bitki familyası.

Servilik : Servisi çok olan yer.

 

Servis : Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Burada görevli kimselerin tümü. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.

Servis arabası : Lokantalarda müşteriye hizmet vermek üzere kullanılan tekerlekli araba. Bir iş yeri çalışanlarının veya öğrencilerin taşınması için hizmet veren araç, servis aracı.

Servis aracı : Servis arabası.

Servis asansörü : Bir kurum ve kuruluşta hizmet içi kullanılan asansör. İş yeri, ev vb. yerlerde sadece malzemeleri taşıyan asansör.

Servis atmak : Voleybol, masa tenisi vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşunu yapmak.

Servis etmek : Özel bir bilgi veya belgeyi haber kaynağı tarafından istenilen kurum veya kuruluşa göndermek.

Servis istasyonu : Motorlu taşıtların benzin aldığı, bakımlarının yapıldığı, gerektiğinde alışveriş de yapılmış olan yer.

Servis kapısı : Otel, büyük ev veya apartmanlarda hizmetlilerin ve satıcıların kullandığı ayrı kapı.

Servis merdiveni : Bir kurum veya kuruluşta yalnızca hizmet için kullanılan merdiven.

Servis otobüsü : Bir kurum veya kuruluşun çalışanlarını taşımak için kullanılan otobüs.

Servis sayısı : Teniste rakibin karşılayamadığı, doğrudan doğruya sayı getiren servis.

Servis tabağı : Sofraya yemeğin getirildiği büyük tabak.

Servis takımı : Yemek takımı.

Servis yapmak : Sofrada hizmet etmek ve yemeği dağıtmak.

Servisçi : Servis yapan kimse. Servis arabasını kullanan kimse. Servis atan kimse.

Servisçilik : Servisçi olma durumu.

Servise çıkmak : Servis yetkilisi onarım yapmak üzere çağrılan yere gitmek. ulaşım aracı ile öğrencileri, çalışanları gidecekleri yere taşımak. bir iş yerinde çay, kahve dağıtımı gibi hizmetleri yapmak üzere dolaşmak. doktor hastaları durumlarını gözlemlemek üzere ziyaret etmek.

Acil servis : Sağlık kuruluşlarında acilen bakılması gereken hastaların ilk bakımlarının yapıldığı yer.

Çay servisi : Çay dağıtımı.

Gizli servis : İstihbarat servisi.

İstihbarat servisi : Haber alma işlerini yürüten iş yeri.

Yetkili servis : Alıcıların aldıkları ürünleri kurma, bakımlarını yapma, meydana gelen bozuklukları giderme gibi görevleri olan işletme. Ticari kuruluşların çeşitli bölgelerde kendilerini temsil etmeleri amacıyla görevlendirdikleri işletme.

Akdeniz : Mersin iline bağlı ilçelerden biri.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Dökme : Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan. Dökme yük. Dökmek işi.

Metre : Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi. Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı.

Boyun : Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Hafif, gücü az. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı.

Piramit : Mısır firavunlarının mezarı, ehram. Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı veya araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler. Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram.

Uzak : Arada çok zaman bulunan. Eli, gücü veya hükmü yetişmez. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. İhtimali az olan. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Yakın olmayan yer.

Servikal bezler : Döl yatağı serviksinin müköz bezleri.

Servikal ekstropion : Serviks uterinin vulva aralığından görülebilecek biçimde dışarı doğru çıkması.

Servikal lümen : Serviks uteri içerisindeki boşluk veya geçit.

Servikal mukus : Serviksteki epitel hücrelerinin salgıladığı, çeşitli kimyasal maddeleri içeren ve özellikle kızgınlık sırasında salgılanan yumurta akı kıvamında ve renginde olan sümüksü madde, çara.

Servikal simir : Sitolojik muayene için posteriyör vajina forniksinde biriken sıvıdan sürme preparat hazırlanması.

Servikal tıpa : Gebelik sırasında serviks uterideki goblet hücreleri tarafından salgılanan ve servikal kanal lümeninin tıkaç benzeri bir tarzda kapatılmasını sağlayan mukoid karakterli sarımtırak bir salgı.

Servikal tohumlama : Yapay tohumlama amacıyla, spermanın dişi genital kanalın bir kesimini oluşturan serviksin içerisine bir kateter vasıtasıyla verilmesi, intraservikal tohumlama.

Servikalis : Boyuna ait, boyunla ilgili olan

Servikopeksi : Prolapsus vajinanın nüksünü önlemek için, vajina yerine yerleştirildikten sonra serviks uterinin cerrahi olarak dikişle prepubik tendoya tutturulması.

Servikovajinitis : Serviks uteri ve vajinanın birlikte yangısı.

Diğer dillerde Servi anlamı nedir?

İngilizce'de Servi ne demek? : [servir] v. serve, serve out; wait, help; tend

v. be of use, serve, answer, help; wait, dish, dish out

n. menial, drudge, slave, labor

Almanca'da Servi : Zypresse

Rusça'da Servi : n. кипарис (M)