Serpin nedir, Serpin ne demek

Serpin; İsim, Yerleşim Merkezi alanlarında kullanılan bir terimdir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Un ve tahıl ambarı.

[Bakınız: sarpın].

Ambarda tahıl konulan yer.

Serpin isminin anlamı, Serpin ne demek:

Yağmur. Serpin ismi; Türkçe kökenli olup bir Kız ismidir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Çorum şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Serpin tanımı, anlamı

Serp : Su değirmeninde öğütülecek buğday ya da arpanın döküldüğü kutu. (Ziyere Amasya)

Radyoaktif serpinti : Bir nükleer patlama sonucu atmosfere yayılan radyoaktif artıkların, rüzgâr ya da yağmurla tekrar yer yüzüne inmesi.

Serpincik : Sivas kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Serpine : Meyve ağaçlarına, üzüm çubuklarına dik durması ve sarılması için vurulan destek, dayak.

Serpinme : Özdeğin, bir sıvı içinde çözünmeksizin asıltıdan daha kalın biçimde dağılması olayı.

Serpinme kuvveti : İki özdeciğin karşılıklı eksicik kaçınımlarından oluşan, çekim gerilimi art uzaklığın altıncı üssüyle ters orantılı olarak değişen fiziksel kuvvet.

Serpinti : Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm. Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar, çilenti. Bir şeyin etkisi azalarak kalan veya gelen kısmı.

 

Tahıl ambarı : Tahılın çok yetiştirildiği yer.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.

Sarpın : Tahıl kuyusu, zahire ambarı, silo. Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık.

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

 

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

Ambar : Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.

Bele : Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.

Amba : Ama.

Diğer dillerde Serpilmenin ölçünlü yanılgısı anlamı nedir?

İngilizce'de Serpilmenin ölçünlü yanılgısı ne demek ? : standard error of estimate