Shuttle trade türkçesi Shuttle trade nedir

  • Bavul ticareti.
  • Ülke dışındaki yerleşiklerin ve yurt dışında oturma izni bulunan türkiye vatandaşlarının türkiye’den satın aldıkları malları, gümrüğe ilişkin herhangi bir belgeye konu olmadan, satmak amacıyla beraberlerinde yurt dışına çıkarmaları.
  • İktisat alanında kullanılır.

Shuttle trade ingilizcede ne demek, Shuttle trade nerede nasıl kullanılır?

Shuttle : İleri geri işlemek. Dokuma tezgahı. Mekik dokumak. Karşılıklı sefer. İki yer arasında sürekli sefer yapan yolcu aracı. Gidip gelmek. Birkaç yer arasında gidip gelmek. Uzay mekiği. (dokumacılıkta) mekik. Mekik.

Trade : Tecim. Alım satım yapmak. Takas etmek. Ticaret. Ticaret yapmak. Alışveriş. Almak. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği.

Shuttle belt conveyor : Mekik taşıyıcı.

Shuttle box : Mekik kutusu.

Shuttle bus : Aynı hatta gidip gelen otobüs. Servis otobüsü. Ring servisi. İki nokta arasında sefer yapan otobüs. Gidip gelen otobüs. Gidiş geliş otobüsü. Ring seferi.

 

Shuttle car : Mekik araba.

İngilizce Shuttle trade Türkçe anlamı, Shuttle trade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shuttle trade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

 

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Shuttle trade synonyms : a shift in supply, a change in supply, a change in individual demand, a shift in individual demand, a change in demand, a shift in demand.