Sleave türkçesi Sleave nedir

Sleave ingilizcede ne demek, Sleave nerede nasıl kullanılır?

Sleaved : Açma. Ayırmak. Açmak.

Sleaze : Derbederlik. İncelik. Sahipsizlik. Adilik. Pislik. Bağımsızlık. Bayağılık. Ahlaksız kimse kelimesinin kısa şekli (argo terim). Seyreklik (bir örgü ile alakalı). Pespayelik.

Sleazebag : Kalitesiz dalkavuk kimse. Ahlaksız (kişi). Ahlaksız kimse. Şerefsiz. Adi. Adi değersiz kimse.

Sleazier : Kılıksız. Kılıksız kimse. Kalitesiz. Çürük. Adi. Hırpani.

Sleaziest : En kalitesiz. Hırpani. Kalitesiz. Adi. Çürük. Kılıksız.

Sleazy : Hırpani. Pespaye. Dayanıksız. Bayağı. Ucuz ve pis. Adi. Kılıksız. Gevşek. Kalitesiz. Çürük.

Sled dog : Kızak çeken köpek. Kızak köpeği.

Sled : Kızak. Kızakla taşımak. Kızakla kaymak. Kızakla gitmek. Bkz.sledge.

Misleadingly : Yanıltıcı olarak. Yanıltarak.

Misleading : Hatalı sonuç. Kandırma. Yanlış. Şaşırtma. Yanlış yola götüren. Aldatıcı. Göz boyayıcı. Yanıltıcı. Yanlış yola sevkeden.

İngilizce Sleave Türkçe anlamı, Sleave eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sleave ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Extricating : Salıvermek. Çıkartma. Zor durumdan çıkarmak. Çıkarmak. Ayrıştırmak. Ayırma. Açığa çıkarmak (kimya terimi). Kurtarma. Kurtarmak.

 

Allowing : Göz önüne almak. Kabul etmek. Vermek. Koyvermek. Hesaba katmak. Fikrinde olmak. İzin vermek. Düşünmek. İzin verilen. İndirim yapmak.

Pull up stakes : Bağlarını koparmak. Ayağını kesmek. Başka yere taşınmak üzere pılıyı pırtıyı toplayıp gitmek. Bağları koparmak. Tası tarağı toplamak veya toplayıp gitmek.

Set forth : Bildirmek. Meydana koymak. Yola koyulmak. İleri sürmek. İzah etmek. Yola çıkmak. Ortaya koymak. İfade etmek. Öngörmek. Açıklamak.

Pull out : Kaçmak. Çıkmak. Yargıcıların, kurallara uymayan yarışçı ya da takımı sıralamaya sokmama yargısı. Çekip çıkarmak. Ayrılmak. Yarışdışı bırakma. Yola çıkmak. Park yerinden çıkmak. Sökmek. Yerinden sökmek.

Bring up the subject : Konuyu açmak.

Clearing : İktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kliring. Ağaçsız yer. Dış tecimde iki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ve değişim yoluyla ödenmesi. bankaların elinde bulundurdukları çek, ödek ve benzeri tecimsel belgit ve belgeleri takas odaları ya da merkez bankasında belirli zamanlarda mahsup ettirmeleri. Sayışma. Ödenekliklerde, kimi bölümlerde yeterli olmayan ödeneklere durumu yeterlinin üstünde bulunan öbür bölümlerden ekleme ya da düşülme yapılmak yoluyla gerçekleştirilen ödenek aktarması. bir paranın bulunduğu sayışımdan bir başkasına geçirilmesi için yapılan işlem. Takas. Birbirlerine borçlu ve alacaklı durumda olan kişilerin karşılıklı bir sayışımdan sonra borç ya da alacak kalıntılarını vererek ödeşmeleri. Açıklık alan.

 

Decompression : Basıncın kaldırılması. Basıncı azaltma. Basıncın herhangi bir biçimde ortadan kalkması. derin deniz dalgıçlarında ve yükseklere çıkan pilotlarda atmosferik basınçtaki azalmasının normal koşullarda da devam etmesi durumu. kontrol altına alınamaz ise dekompresyon hastalığı biçimlenir. yapay olarak bu durumun düzeltilmesine yönelik geliştirilen teknik. Yükün kaldırılması. Boşaltma. Yük boşalması. Basıncı kaldırma. Dekompresyon. Baskıyı azaltma. Basınç düşmesi.

Broach : Delmek. Delik açmak. Del. Çekmek. Konu açmak. Konuya girmek. Şişlemek. İleri sürmek. Açmak (bir konuyu).

Sleave synonyms : hightail it, head for the hills, ride away, go forth, rush off, beetle off, rush away, bring up in conversation, inaugurations, buzz off, acuminate, allocate to, linger, lam, start, clearance, desert, come away, acumination, get, exposal, turn tail, run out, allocates, scat, bunk, run off, skip, fly the coop, bares, abstracts, run away, slip away.

Sleave zıt anlamlı kelimeler, Sleave kelime anlamı

Pull in : Girmek (motorlu taşıt bir yere). Hapse atmak. (tren) istasyona girmek. Çekmek. (taşıt) kenara çekilip durmak. Arabayı sürmek (bir yere). (araba) gelmek. İstasyona girmek. Durmak. Durdurmak (at).

Arrive : Gelmek. Dönmek. Başarı kazanmak. Doğmak. Gelip dayanmak. Dayanmak. Başarmak. Yetişmek. Üstesinden gelmek. Gelip çatmak.

Enter : Geçirmek. Sokmak. Gümrük beyanında bulunmak. Üyesi olmak. Girmek (bilişim veya bilgisayar terimi). Yazılmak. Kaydetmek. Yazmak. Katılmak.

Sleave antonyms : act.

Sleave ingilizce tanımı, definition of Sleave

Sleave kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To sley. The knotted or entangled part of silk or thread. To divide, as a collection of threads. To separate, as threads. A weaver`s term.