Soya küspesi nedir, Soya küspesi ne demek
Soya küspesi; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Soya tanelerinden yağın alınmasıyla geride kalan, protein ve lizin bakımından zengin, metiyonin bakımından fakir, biyolojik değerliliği yüksek yem maddesi.
Soya küspesi tanımı, anlamı
Küspe : Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı. Özü alınmış meyvelerin kalan bölümü
Soya : Kökeni Çin ve Japonya'ya uzanan, protein değeri bakımından zengin bir tür fasulye, soya fasulyesi (Soia hispida).
Bakımından : Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.
Biyolojik : Biyoloji ile ilgili, dirim bilimsel.
Metiyonin : Sülfür kapsayan bir amino asit. Metabolik reaksiyonlar için sülfür ve metil grubu sağlayan, insan besininin temel maddelerinden biri. Bütün ökaryotlarda metiyonin, bakterilerde ve mitokondrilerde ise formillenmiş metiyonin polipeptit zincirlerinin sentezinde kullanılan ilk amino asittir. Suda çözünen, alkolde çok az çözünen, eterde çözünmeyen, kükürt içeren, protein ve yağ metabolizmasında önemli rol oynayan esansiyel bir aminoasit. Sembolü Met ve M olan vücutta metil ve sülfür gruplarını sağlayan hidrofobik yan zincire sahip yan zinciri kükürt içeren, yağların parçalanmasına, karaciğer ve arterlerde yağ oluşumunun önlenmesine yardımcı olan, kemik gelişimini artıran esansiyel bir amino asit.
Biyoloji : Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.
Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.
Alınma : Alınmak işi.
Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.
Zengin : Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı. Verimli. Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan. Çok, bol. Gösterişli.
Lizin : İnsan besininde temel olan ve proteine katılan kutuplu, bazik bir amino asit, diaminokaproik asit. Beslenmede temel olan ve proteine katılan bazik bir aminoasit. Bütün proteinlerin esansiyel yapı bloku olarak genç hayvanlarda büyüme ve kemik gelişimi için gerekli, erginlerde kalsiyum emilimine yardımcı olan, eksikliğinde enerji eksikliği, kansızlık, büyümede gecikme ve cinsel fonksiyon bozuklukları oluşan, sembolü Lys ve K olan bazik ve esansiyel bir amino asit.
Zengi : Değirmen oluğunun altına konulan tek parça ağaç. Üzengi. Sivas şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bakım : Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.
Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.
Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.
Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
Yağın : Sırt. Düşman. Kesin, kesinlikle. Güçlü (yel için). Yiğit, çevik, güçlü, hızlı, çalışkan. Hafif. Kesin, kati. Yağmur.
Fakir : Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı. Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san. Olması gerekenden az. Zavallı, kimsesiz. Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş.
Tanel : Şafak gibi aydınlık, güçlü eli olan kimse.
Diğer dillerde Soya küspesi anlamı nedir?
İngilizce'de Soya küspesi ne demek ? : soybean meal

Bu kısımda Soya küspesi nedir? Soya küspesi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Soya küspesi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Soya küspesi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.