Spontan nedir, Spontan ne demek
Spontan; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Kendiliğinden, herhangi bir dış etki olmaksızın oluşan.
Teknik terim anlamı:
Kendi kendine, kendiliğinden olan.
Spontan ile ilgili Cümleler
- Biz spontaneyiz.
- Spontane konuşurken neden bazı kelimelerin hecelerini yanlış söylüyorum?
- Ali spontane.
- Spontane konuşmak da hoşuma gidiyor.
- Ben spontaneyim.
- Önceden çalışıp gelmeyin. Bilgilerinizin spontane olmadığı çok aşikar.
- Kimse hazırlanmadan spontane muhabbet edelim.
- Ali çok spontane değil, değil mi?
- Keşke biraz daha spontan olsam.
- Spontane konuşurken arada bir harfleri neden yanlış söylüyorum?
- Planlı ve spontane de sizi yenebilirim o yüzden kazanmanız biraz zor değil miydi?
- Ben spontane çözüyorum siz planlı yapıyorsunuz.
- Sen spontanesin.
Spontan tanımı, anlamı
Spon : Değirmen çarkına suyun kuvvetli vurmasını sağlayan içi delik 25-30 cm. uzunluğunda ağaç parçası
Spontan jenerasyon : Abiyogenez.
Spontan jenerasyon teorisi : Abiyogenez.
Spontan mutasyon : Dış çevre etkileri olmaksızın kendiliğinden meydana gelen mutasyon.
Spontan nesil : Abiyogenez.
Spontan ovulasyon : Herhangi bir dış uyarım olmaksızın, kedi ve tavşan hariç diğer evcil hayvanlarda görülen, kendiliğinden biçimlenen yumurtlama.
Spontan öksürük : Kendiliğinden oluşan öksürük.
Spontane : Anlık. Kendiliğinden.
Spontaneizm : Kendiliğindenlik.
Kendi kendine : Kimseye danışmaksızın. Kendiliğinden. Başkasının yardımı ve ortaklığı olmadan. Yalnız başına. Kendisine. Kimseyle ilgisi, ilişkisi olmadan.
Kendiliğinden : İnsan eliyle ekilmeden yetişen, hudayinabit. Dış etkilerin zorlaması olmadan iç sebeplerle oluşan. İradesiz olarak gerçekleşen (hareket), spontane. (ke'ndiliğinden) Başka şeylerin etkisi olmaksızın, kendi kendine, bizatihi.
Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.
Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.
Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.
Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.
Kend : Kasaba, şehir.
Olma : Olmak işi.
Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.
Dış : Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Diğer dillerde Spontan anlamı nedir?
İngilizce'de Spontan ne demek ? : spontaneous

Bu kısımda Spontan nedir? Spontan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Spontan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Spontan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.