Staring türkçesi Staring nedir

Staring ile ilgili cümleler

English: Ali became aware that Mary was staring at him.
Turkish: Ali Mary'nin ona baktığının farkında oldu.

English: Ali couldn't help noticing that Mary was staring at him.
Turkish: Ali Mary'nin ona baktığını fark etmekten kendini alamadı.

English: Ali couldn't stop staring at Mary.
Turkish: Ali kendini Mary'ye bakmaktan alamadı.

English: Ali continued staring at the blank screen.
Turkish: Ali boş ekrana bakmaya devam etti.

English: Ali and Mary just sat there staring at each other.
Turkish: Ali ve Mary sadece birbirlerine bakarak orada oturdular.

Staring ingilizcede ne demek, Staring nerede nasıl kullanılır?

Staringly : Büsbütün. Göz kırpmadan. Tamamen.

Outstaring : Üstesinden gelmek. Yenmek. Alt etmek. Bakışlarıyla altetmek.

Eustarine : Östarin. Açık denizlerle bağıntısı olan kapalı kıyı suları.

Wistaria : Salkım. (botanik terimi) mor salkım. Mor salkım. Bükülen mor veya beyaz çiçeklerden salkımları olan baklagillerden tırmanıcı bir bitki.

Star anise : Yıldız anason.

Star chamber : Kraliyet davalarının yapıldığı salon (westminster). Eski bir ingiliz ceza mahkemesi.

Star catalogue : Yıldız kataloğu. Yıldız katalogu. Yıldızları herhangi bir sırada düzenleyip, onlara ilişkin değerler veren cetvelleri toplayan kitap.

 

Star bit : Yıldız uç.

Star atlas : Yıldızların gökküresi üzerindeki yerlerini topluca gösteren harita. Gök atlası.

Star dance : Yıldızların yaşantı, dünya ve evrenin kaynağı oldukları inanışına dayanan bir halk oyunu türü. bk. oyun. krş. göksel oyun, güneş oyunu. Yıldız oyunu.

İngilizce Staring Türkçe anlamı, Staring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Staring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Changeless : Değişmeyen. Hiç değişmeyen. Değişmez.

Brightest : Şanlı. Zeki. Işıltılı. Canlı. Aydınlık. En parlak. Neşeli. Görkemli. Berrak.

Broads : (argo) kadınlar. Hoşgörülü. Geniş. Engin. Kartlar. Esas. Serbest. Açık. Kaba.

Established : Oturmuş. Varolan. Kurulmuş. Kurulu. Müesses. Yerleşik. Resmileşmiş. Yerleşmiş. Belirlenmiş.

Deeprooted : Kökleşmiş.

Eye catching : Dikkat çekici.

Actionless : Etkisiz. Atıl. Amelsiz. Tesirsiz.

Inertial : Hantal. Tembel. Aktif olmayan. Miskin. Pasif. Durgunluğa özgü (fizik). Hareket etmeyen. Atalet. Atalet ile ilgili.

Flashier : Janjanlı. Cafcaflı. Frapan. Çarpıcı. Parıltılı. Gösterişli. Havalı.

Staring synonyms : nonmotile, moveless, firm, eyefuls, dramatical, unadulterated, brilliants, discrete, broadest, complete, entrenched, dormant, bold, unwinking, aureate, immovable, open, demonstratives, flashiest, deep seated, inert, firm and abiding, changelessly, arrant, glam, brighter, boldest, ardent, in repose, becoming, arresting, gross, apodictic.

Staring zıt anlamlı kelimeler, Staring kelime anlamı

Closed : Kapanmış. Bloke edilmiş. Örtük. Donmuş. Kapanık. Kapalı. Basına kapalı. Yumuk. Kapatılmış.

Mitigated : Yatıştırılmış. Yatıştırmak. Azaltmak. Hafifletmek.