Suffers türkçesi Suffers nedir

  • Çekmek.
  • İzin vermek.
  • Istırap çekmek.
  • Zarar görmek.
  • Acı çekmek.
  • (acı) çekmek.
  • Göz yummak.
  • Cefa çekmek.
  • Acısını çekmek.
  • Mağdur etmek.
  • Zayiat vermek.
  • Bağrı yanmak.
  • Cezasını çekmek.
  • Kıvranmak.
  • Katlanmak.
  • Uğramak.

Suffers ile ilgili cümleler

English: Ali often suffers from headaches.
Turkish: Ali sık sık baş ağrısı çeker.

English: Ali suffers from asthma.
Turkish: Ali astımdan muzdarip.

English: Ali suffers from claustrophobia.
Turkish: Ali klostrofobiden muzdarip.

English: Ali suffers from homophobia.
Turkish: Ali homofobiden muzdarip.

English: A government suffers from civil affairs.
Turkish: Hükümet sivil ilişkilerden zarar görüyor.

Suffers ingilizcede ne demek, Suffers nerede nasıl kullanılır?

Suffer a loss : Zarara uğramak.

Suffer a setback : Ufak bir aksaklık yaşamak. Ufak bir aksaklıkla karşılaşmak.

Suffer an affront : Hakarete uğramak.

Suffer attrition : Zayiat vermek.

Suffer for : Cezasını çekmek. Acısını yaşamak. Derdini çekmek.

Suffer : Acı çekmek. Cezasını çekmek. Istırap çekmek. (acı) çekmek. Acısı çekme. Kıvranmak. Kötüye gitmek. -e uğramak. Katlanmak. Mağdur etmek.

Suffer the consequences : Sonuçlarına katlanmak. Cezasını çekmek. Acısını çekmek.

Suffer torments : Eza çekmek. Azap çekmek.

Suffer from : Sıkıntısını çekmek. Mağdur olmak. Muzdarip olmak.

 

Suffer from a swollen head : Küçük dağları ben yarattım demek.

İngilizce Suffers Türkçe anlamı, Suffers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suffers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drop in on : Ziyaret etmek. Bir yere uğramak.

Aggrieving : Kederlendirmek. Rencide etmek. Kırmak. İncitmek. Üzmek. Gücendirmek. Mağdur duruma düşürmek.

Suffered : Mağdur.

Blinks : Yanıp sönmek (ışık). Görmemezlikten gelmek. Göz kırpmak. Kırpıştırmak. Kırpmak. Titreşerek parlamak. Küçük marul (hindistan'ın kuzey bölgesine özgü). Yanıp sönmek. Pırıldamak.

Allowing : Ayırmak. Düşünmek. İndirim yapmak. Bırakmak. İzin verilen. Hesaba katmak. Kabul etmek. Göz önüne almak. Vermek.

Connive : Suç işlemek üzere gizli işbirliğinde bulunmak. Görmemezlikten gelmek. Entrika çevirmek. Hoş görmek. Hoş karşılamak. Hoşgörmek. Arkasından gizlice iş çevirmek. Suç ortağı olmak. Gizlice işbirliği yapmak.

Die : Göçmek. Sıkılmak. Mortoyu çekmek. Yivaçarın diş açan parçası. Hayatını teslim etmek. Yaşamını noktalamak. Sönmek (ateş). Canı çıkmak. Göçüp gitmek. Sona ermek.

Squirm : Kıpır kıpır kıpırdanmak. Kıvranma. Kıpırdanma. Kıvrılmak. Kıvranış. Eğilip bükülmek. Kıvırmak. Kıpırdanmak.

Bear with : Sabırla dinlemek. Hoşgörülü olmak. Sabretmek. Sabır göstermek. Dayanmak.

Thrashed : Kırbaçlamak. Yenmek. Kamçılamak. Dövmek. Denize karşı seyretmek. Pöstekisini sermek. Büyük bir yenilgiye uğratmak. Dayak atmak. Harman dövmek. Fırtınalı denizde rüzgara karşı seyretmek.

 

Suffers synonyms : crock up, abrook, squirms, allow for, squirming, lament, sorrow, come in for, abided, grieve, thrash, blink at, serve a sentence, call, collapse, allows, allured, call at, bear, crack up, experience, be pinched, break down, cramp, accept, authorizes, absorbs, call on, suffer for, brook, expiates, aggrieve, accepts.

Suffers zıt anlamlı kelimeler, Suffers kelime anlamı

Enjoy : Yararlanmak. Keyfini çıkarmak. Tat almak. Zevk almak. Sahip olmak. Tadını almak. Hoşuna gitmek. Hoşlanmak. Kullanmak. Anlamak.

Better : Daha iyi bir hale getirmek. İlerletmek. Yakşırak. Islah olmak. İyileştirmek. Düzeltmek. Daha iyi. Islah etmek. Daha iyi bir hale gelmek. İyileşmek.