Tükrük nedir, Tükrük ne demek

Tükrük; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

Birçok omurgalı ve omurgasızlarda ağzın içine açılan tûkrük bezlerinden salgılanan, insanda mukoproteinler ile nişastayı sindiren amilaz enzimi kapsayan, kan emen omurgasızlarda kanın pıhtılaşmasını engelleyen enzimler taşıyan salgı.

Zooloji'deki anlamı:

Tükrük bezlerinin salgıladığı bir sıvı.

Tükrük anlamı, tanımı

Tükrük bezi : Tükrük salgılayan bezler

Omurgasızlar : Omurgasız, çok hücreli hayvanlar âlemi (Protostomia).

Mukoprotein : Mukopolisakkaritlerin yapıya kovalent olarak bağlandığı ve en az % 4 amino şeker içeren bir karmaşık protein türü. Tüm vücut salgı, sıvı ve dokularında bulunan proteinle oligosakkarit bileşimi.

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

Omurgasız : Omurgası bulunmayan. Düşüncelerini çıkarları doğrultusunda değiştirebilen, ilkesiz.

Omurgalı : Omurgası bulunan. Dirayetli, ilkeli.

Taşıyan : Çek, ödek ve benzeri tecim belgitlerinden kendisine verilmiş ve aktarılmış bulunanların iyesi olan kişi.

Nişasta : Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde.

 

Omurga : Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.

Amilaz : Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.

Birçok : Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

İçine : İçin edatı.

Kapsa : Çitten ya da aralıklı çakılan tahtalardan yapılmış bahçe kapısı. Büyük kulplu ya da kulpsuz sepet, sele. Tohum ve yem kabı, tahta sandık. Çubuklardan yapılmış bahçe kapısı. Kırda, tarlada çocukları güneşten korumak için yapılan küçük sığınak. Aralıklı tahtalardan yapılmış bahçe kapısı. Kutu.

Pıhtı : Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı.

Sindi : Makas. Şimdi (bk. şimdi).

Salgı : Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması.

Enzim : Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik madde.

 

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Diğer dillerde Tükrük anlamı nedir?

İngilizce'de Tükrük ne demek ? : saliva