Tülbermek nedir, Tülbermek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Esintiden, taranmamaktan saç dolaşmak, kabarmak.

Yel etkisiyle saç kabarmak, dağılmak.

Tülbermek anlamı, tanımı

Kabarmak : Ağırlığı artmadan hacmi büyümek. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak. Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek. Böbürlenmek, gururlanmak. Şişmek, genişlemek. Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak. Niceliği artmak, büyümek. Yağışlardan ya da kaynamaktan taşmaya yüz tutmak. Hayvanların tüyleri dikilmek. Bulanmak. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak

Dağılmak : Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.

Dolaşmak : Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Akmak. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Belirmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Gezinmek.

 

Taranma : Taranmak işi.

Dağılma : Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.

Kabarma : Kabarmak işi. Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi, met. Duygulanma. Kendini üstün görme, büyüklük taslama.

Dolaşma : Dolaşmak işi.

Esinti : Belli belirsiz hissedilen hafif yel, nefha.

Dağıl : Toz kaldırarak esen rüzgâr.

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.

Taran : 1.İn. 2.Balıkların saklandıkları yosunlu ya da taşlı yer. 3.Hayvanların otlağa ve suya gidip geldiği yer. Kuş ya da balık kümeleri. Geniş (genellikle ağız için). Hayvanların otlamasına elverişli otlu ve sulu yer.

Dağı : Tarlalarda biten yabani otları yok etme. Eş erke ve oylumlu dizgelerden hangisinin daha çok olasılığı bulunduğunu ölçen temel ısıldevim-bilimsel nicelik. [Bakınız: dakı].

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

Esin : Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham. Sabah yeli.

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

 

Yel : Rüzgâr. Romatizma ağrısı. Kalın bağırsaktaki gaz.

Saç : Baş derisini kaplayan kıllar. 1.Düğünde erkek evinden kız evine gönderilen yiyecekler. 2.Düğünde güveyin babasının verdiği para, bahşiş. Kafatasının derisi üzerinde uzayan kıllara verilen özel ad. Tüy. Kıl. [Bakınız: kuyruklu yıldız saçı]. Genellikle, kalınlığı 1 cm'den çok ve genişliği de 30 cm den az olmayan ince, uzun metal parça. Üzerinde ekmek ya da yufka pişirilen yuvarlak saç. (Erenköy, İnönü Eskişehir). Kafatasının derisi üzerinde uzayan tüylere verilen özel bir ad. Tüy. bk. kıl.

Diğer dillerde Tül perde anlamı nedir?

İngilizce'de Tül perde ne demek ? : gauze cloth, gauze