Tırpankurdu nedir, Tırpankurdu ne demek
Teknik terim anlamı:
Erginlerinde kanat genişliği 37-47 mm. olup, yılda birkaç kuşak üreyebilen ve özellikle fide durumundaki tarımsal bitki köklerini kemirerek yaşayan gececi tırtıl; bozkurt, karakurt, kesegen.
Tırpankurdu anlamı, tanımı
Tırpan : Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak. Güreşte devirmek amacıyla rakibin ayak bileklerine hızla ayak vurarak yapılmış olan bir oyun
Kurt : Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus). İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. Bir yeri, bir şeyi iyi bilen. Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad. Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan. Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız.
Tarımsal : Tarımla ilgili, zirai.
Erginler : Yarış günü 21 yaşını doldurmuş olan atletler. Van şehri, Çaldıran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Karakurt : Pestil. Tütün köklerine dadanan bir kurt (agrotiz). [Bakınız: tırpankurdu]. Deneyimli esmer kimse. Denizli şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kars şehri, Karakurt bucağına bağlı bir bölge. Manisa şehri, Kırkağaç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Özellik : Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite.
Kesegen : Fare : Kedi kesegeni yakaladı. Bitki köklerini yiyen, dana burnu da denilen bir böcek. Erkek domuz. Domuz. Danaburnu. Kesici, keskin: Pıçağım çok kesegendir. [Bakınız: danaburnu].
Bozkurt : Birçok Türk destanında yer alan kutsal hayvan. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
Kemire : Gübre.
Tırtıl : Yumurtadan çıkan kelebek kurtçuklarının ilk durumu. Maraş işi veya diğer elbise nakışlarında kullanılan altın, gümüş gereç. Palet. Pulların veya metal paraların kenarındaki kertikleri oluşturan çıkıntılardan her biri. Bir şeyin kenarına çizilen zincir gibi çiçeklerden yapılmış olan süs. Çevresinde kertikler bulunan ve işlenecek parça üzerine bastırılarak bu kertiklerin izini parçaya basmaya yarayan çelik disk.
Birkaç : Çok olmayan, az sayıda, az.
Kökler : Usûl, asıllar.
Gececi : Çalışma sırası geceye rastlayan görevli. Gündüz erken saatlerde kendini yorgun, çalışmaktan bitkin hisseden kimse.
Tarım : Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması, ziraat.
Ergin : Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. Kişisel haklarını kendi kullanabilmesi için yasanın gösterdiği on sekiz yaşına gelmiş olan (kimse), reşit.
Tırtı : Ev eşyası.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.
Kuşak : Bele sarılan uzun ve enli kumaş. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm. Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon. Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu.
Karak : Tahta pencere kapağı, kepenk. Hırsız. Bademcik. Geri kalma. Kapı mandalı, sürgü. Karda açılan ince yol, iz. Göz, gözbebeği, bakış, nazar.
Diğer dillerde Tırpankurdu anlamı nedir?
İngilizce'de Tırpankurdu ne demek ? : cutworm

Bu kısımda Tırpankurdu nedir? Tırpankurdu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tırpankurdu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tırpankurdu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.