Tigmotropizm nedir, Tigmotropizm ne demek
Tigmotropizm; Biyoloji alanında kullanılan bir terimdir.
Biyoloji'deki anlamı:
Bitki filizinin bir bitki gövdesi ya da herhangi bir cisme yapışıp sarılarak dokunmaya cevap olarak hızla büyümesi.
Tigmotropizm kısaca anlamı, tanımı
Sarılar : Amasya şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Ankara ili, Kazan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Antalya kenti, Akçay bucağına bağlı bir yer. Antalya şehrinde, Kaş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Antalya şehrinde, Manavgat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Bolu şehrinde, Göynük ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Denizli ilinde, Çivril ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Diyarbakır şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Gaziantep şehrinde, ŞehitKâmil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Gaziantep ili, Yavuzeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. İçel şehrinde, Kuzucubelen nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. İzmir şehrinde, Gökçen bucağına bağlı bir yer. İzmir şehrinde, Kemalpaşa ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Karabük şehri, Ovacık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Manisa ili, Akhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Nevşehir ili, Özkonak bucağına bağlı bir yer. Tekirdağ şehri, Çorlu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri
Dokunma : Dokunmak (I) işi, temas. Dokunmak (II) işi.
Büyüme : Büyümek işi.
Filizi : Filiz rengi. Bu renkte olan.
Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.
Yapış : Yapma işi.
Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.
Hızla : Çabucak.
Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
Cevap : Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık, yanıt.
Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
Fili : Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).
Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.
Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.
Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan.
Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.
Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.
Diğer dillerde Tigmotropizm anlamı nedir?
İngilizce'de Tigmotropizm ne demek ? : thigmotropism

Bu kısımda Tigmotropizm nedir? Tigmotropizm ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tigmotropizm tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tigmotropizm hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.