Umutsuz kalmak nedir, Umutsuz kalmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üreme organında üremeyi önleyen aksaklık olmak.

Umutsuz kalmak kısaca anlamı, tanımı

Kalma : Kalmak işi. Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan

Kalmak : Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.

Umut : Ummaktan doğan duygu, ümit. Olması beklenilen veya olacağı düşünülen şey, ümit. Bu duyguyu veren kimse veya şey, ümit.

Umutsuz : Umudu olmayan, hiç umudu kalmayan, ümitsiz, nevmit. Düzeleceği veya iyileşeceği sanılmayan, ümitsiz.

Üreme organı : Üreme sistemini meydana getiren ovaryum, testis, uterus gibi organların her biri. Reprodüksiyon organı. [Bakınız: üreme sistemi].

 

Aksaklık : Aksak olma durumu.

Aksaklı : Eskişehir ilinde, Seyitgazi belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kırşehir şehrinde, Mucur ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya şehrinde, Obruk bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Trabzon ili, Beşikdüzü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Üreme : Üremek işi. Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Aksak : Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.

Olma : Olmak işi.

Ürem : Faiz, getiri.

Diğer dillerde Umulur dokunca karşılığı anlamı nedir?

İngilizce'de Umulur dokunca karşılığı ne demek ? : contingency reserves, contingent reserve