Vakıf nedir, Vakıf ne demek
Vakıf; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para.
- Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş.
- Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer

"Vakıf" ile ilgili cümle örnekleri
- "Vakıf hayırları yalnız Mushaf vakıflarına ait değildir." - N. F. Kısakürek
- "Feminizmi destekleyecek bir dernek yahut vakıf kuracaklarmış." - E. Işınsu
Hukuki terim anlamı:
turgucu, bekitçi.
turgu, bekit.
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Bir topluluk veya bir kimse tarafından belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için belli koşullar ve resmi yolla tahsis edilen mal ve para varlığı.
Çeşitli toplumsal alanlarda hizmet vermek, hayır işleri görmek üzere bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği, ticari etkinlikleri dışında kurumlar vergisinden bağışık tutulan ve kâr amacı gütmeyen tüzel kişilik.
Tarih'teki anlamı:
Bir hizmetin sürekli olarak yapılabilmesi amacıyla, bir kimsece belli koşullarla ve resmî yoldan ayrılan mülk ya da para.
Vakıf isminin anlamı, Vakıf ne demek:
Erkek ismi olarak; Bir şeyi elde eden, bir işten haberli olan. Duran, ayakta duran.
İngilizce'de Vakıf ne demek? Vakıf ingilizcesi nedir?:
foundation, pious foundation
Osmanlıca Vakıf ne demek? Vakıf Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
tesis
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Kütahya şehri, Gediz ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Zonguldak şehri, Ereğli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sakarya ili, Akyazı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Denizli şehri, Kızılcabölük bucağına bağlı bir bölge. Kütahya ili, Tavşanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Edirne ilinde, Enez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Vakıf hakkında bilgiler
Vakıf, kişiler veya kurumlarca kurulmuş, yasayla görev ve yetkileri belirlenen tüzel kişiliktir.
Geleneksel olarak, bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmi bir yolla ayrılarak bir kimse tarafından bırakılan mülk veya paraya 'vakıf' denir. Bu geleneksel yapının Türkiye Anayasası ile kurumsallaştırılması ile oluşmuştur. Anayasaya göre "Dernekler ve vakıflar kendi konu ve amaçları dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler." Yani belirli bir amaç için kurulur ve bunun dışında etkinlik gösteremezler. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenirler.
Vakıf tanımı, anlamı:
Hizmet : Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma. Bakım, özen, ihtimam. Görev, iş.
Gelecek : Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen, müstakbel. Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati.
Yapılma : Yapılmak işi. Yapılmış.
Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Taraf : Yöre, yer. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.
Mülk : Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı. Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
Para : Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri.
Kişi : Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek.
Kurul : Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.
Vakıf kurmak : Belli bir hizmeti görmek için vakıf oluşturmak.
Vakfetmek : Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek. Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak.
Vakıf arazisi : Bir vakfın mülkiyeti içinde olan arazi.
Vakıf malı : Vakfa devlet veya kişilerden devredilen ve üçüncü şahısların kullanması mümkün olmayan mal.
Vakıfname : Vakfiye.
Vakıf senedi : Bir vakfın oluşumunu belgeleyen senet.
Vakıf toprağı : Vakfın mülkiyeti altında olan toprak veya arazi.
Topluluk : Vücudun dolgun olma durumu. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Sanatçı grubu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı.
İdare : Yetinme. İdare kandili veya lambası. Hoş görme, göz yumma. Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam. Bir kurumun işlerini yürüten kurul. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Tutum. Yönetme, yönetim, çekip çevirme.
Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.
Yarar : Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Çıkar. Yarayan, elverişli, uygun.
Çalışma : Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.
İlke : Öge, unsur. Davranış kuralı. Temel bilgi. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip.
Kuruluş : Kurulma işi. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Yapı, yapılış, bünye. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis.
Kurum : Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is.
Vakıf kitap : Herhangi bir kitaplık, cami vb. bir kuruma vakıf olarak verilen kitap.
Vakıf kitaplık : Toplumun yararlanması için sonsuz olarak bağışlanmış bulunan ve vakıf koşullarına uygun bir hizmet vermekle yükümlü bulunan kitaplık.
Vakıf olmak : bilmek, öğrenmek. İlgili cümle: "Bu dünya ahvaline pek vâkıf olmayan cahillerin gönlünde de aynı üzüntü ve merak var." P. Safa.
Vakıfaktaş : Bolu ili, Mudurnu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Vakıfbelören : Kastamonu ili, Taşköprü ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Vakıfgeçitveren : Bolu ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Vakıfiğdemir : Tekirdağ ili, Ballı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Vakıfköprü : Samsun ili, Çarşamba ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Vakıflar : Çorum ili, Mecitözü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Tekirdağ ili, Çorlu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Vakıflı : Hatay şehri, Samandağ ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Manisa şehrinde, Soma belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Diğer dillerde Vakıf anlamı nedir?
Almanca'da Vakıf : n. Stift
Rusça'da Vakıf : n. фонд (M)
adj. знающий, сведущий, ст`оящий, фондовый

Bu kısımda Vakıf nedir? Vakıf ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Vakıf tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Vakıf hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.