Vigor türkçesi Vigor nedir

Vigor ile ilgili cümleler

English: He looks very vigorous, considering his age.
Turkish: Yaşını göz önünde bulundurursak, o çok güçlü görünüyor.

English: My grandmother is still vigorous at 82 years old.
Turkish: Büyük annem 82 yaşında hâlâ enerjik.

English: The city came back to life with more vigor.
Turkish: Şehir daha fazla dinçlik ile canlandı.

English: They started a vigorous discussion.
Turkish: Şiddetli bir tartışma başlattılar.

Vigor ingilizcede ne demek, Vigor nerede nasıl kullanılır?

Encroaching vigor : Arsızlık.

Gain vigor : Kuvvet kazanmak.

Hybrid vigor : Genetik olarak birbirine benzemeyen bireylerin birleştirilmesi sonucu oluşan melez yavrunun yaşama gücünün, beden yapısının ve verim özelliklerinin ebeveynlerinden üstün olması durumu, heterozis. heterozigot bireyin, homozigot dominant bireylerden daha üstün fenotipik özellikte olması. Melez azmanlığı.

With vigor : Şiddetle. Hareketli bir şekilde. Canlı bir şekilde. Enerjik bir şekilde.

Vigorous : Güçlü. Gayretli. Hareketli. Kuvvetli. Zinde. Coşkulu. Dinçlik. Enerjik. Arsız. Etkin.

Invigorated : Enerji verilmiş. Güçlendirilmiş. Zindelik verilmiş. Harekete geçirilmiş. Canlandırılmış. Canlı. Hareketlendirilmiş. Uyandırılmış.

 

Invigorates : Yaşam bulmak. Canlılık kazandırmak. Canlandırmak. Hayat bulmak. Güçlendirmek. Dinçleştirmek. Kuvvetlendirmek.

Invigorate : Canlılık kazandırmak. Canlandırmak. Kuvvetlendirmek. Hayat bulmak. Güçlendirmek. Dinçleştirmek. Yaşam bulmak.

Vigors : Coşku. Canlılık. Zindelik. Değer biçme. Enerji. Güç. Fiyat saptama. Kuvvet. Dinçlik. Yürürlük.

Invigoration : Güçlendirme. Kuvvetlendirme. Harekete geçirme. Uyarma. Canlandırma. Diriliş.

İngilizce Vigor Türkçe anlamı, Vigor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vigor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Euphorias : Mutluluktan uçma. Öfori. Hastanın kendisini iyileşmiş gibi hissetmesi. Neşe. Öföri. Yerinde duramama. Zindelik hissi. Mutluluk.

Assessment : Tayin etme (para miktarını). Köy gelirlerinin, köyün zorunlu işlerini ve köydeki aylıklı görevlilerin aylıklarını karşılamaya yetmediği durumlarda, 20 lirayı geçmemek üzere her aileden alınan bir tür yerel vergi. Belirlenen değer. Biçilen değer. Vergi idaresinin çeşitli biçimlerde belirlediği matraha vergi tarifelerinin uygulanmasıyla vergi borcunun hesaplamasına yönelik idari işlem. Vergi. Taşınmaz mal vergilerinde bir ölçü olarak kullanılmak üzere, kentlerde ve kırsal alanlarda, bireylerin ve tüzel kişilerin ellerinde bulunan topraklann değerlerinin devletçe belirli aralıklarla saptanması. bk. yazım. Bellilendirme.

Buoyancy : Yukarıya doğru basınç. Yüzme, yüzeyde kalma, buoyans. Kaldırma kuvveti. Suya batmama. Buoyans. Alttan kaldırma. Suyun kaldırma etkisi. Neşe. Hidrostatik kaldırma.

 

Valorization : Fiyat destekleme. Kıymetini artırma. Hükümetçe fiyat tespiti. Değerlendirme. Değerini destekleme. Kıymet takdir etme. Bir iktisadi varlığın değerini belirli bir düzeyde korumak veya yeniden değerlenmesini sağlamak amacıyla iktisadi karar birimleri tarafından piyasaya yapılan müdahaleler. krş. ürün yoketme.

Doughtiness : Yiğitlik. Cesaret.

Tonicity : Ton niteliği. Tonus. Sıhhat. Ton. Tonisite. Gergi. Toniklik.

Effervescence : Coşma. Coşkun. Kabarcık çıkarma. Kabarma. Galeyan. Neşelenme. Köpürme. Efervesans.

Capacity : Bilinen koşullara göre gerçekleşen ya da gizli kalan üretim ve satış gücü. Akarsuyun taşıma gücü. Özgüç. Verim. Sıfat. Hacim. Mevki. Herhangi bir tiyatro alanı ya da salonunun alabileceği seyirci sayısını gösteren kavram. kapasite. Kapasite. Dirayet.

Euphoria : Neşe. Mutluluktan uçma. Yerinde duramama. Mutluluk ve neşe. Öföri. Öfori. Mutluluk. Hastanın kendisini iyileşmiş gibi hissetmesi. Zindelik hissi.

Vigor synonyms : strenuosity, bounciness, ebullitions, quickness, staminas, intensiveness, stamina, clout, validness, elation, yeastiness, youth, welly, vigour, abandon, vital force, starch, heartiness, exponent, ebullition, colorfulness, operation, energy, strength, dynamism, healthiness, liveliness, operations, vigorous, crispness, emotion, adequateness, arduous.

Vigor zıt anlamlı kelimeler, Vigor kelime anlamı

Weakness : İnginlik. Güçsüzlük. Halsizlik. Dayanıksızlık. Sönüklük. Zaaf. Cansızlık. Hasta oluş. Zayıflık. Zayıf taraf.

Vigor ingilizce tanımı, definition of Vigor

Vigor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Energy. Active strength or force of body or mind. Force. Capacity for exertion, physically, intellectually, or morally. To invigorate.