Went against türkçesi Went against nedir
- Karşı çıkmak.
- Aykırı olmak.
- Karşı gelmek.
- Ters düşmek.
- Karşı olmak.
Went against ile ilgili cümleler
English: She went against her parent's wishes, and married the foreigner.
Turkish: O, ebeveynlerinin isteklerine karşı çıktı ve yabancı ile evlendi.
Went against ingilizcede ne demek, Went against nerede nasıl kullanılır?
Went : İşlemek. İddiaya girmek. Gitmek. Geçmek. Kaybolmak. Girmek. Yayılmak. Tükenmek. Başlamak. Sonuçlanmak.
Against : Muhalif. Kontra. Karşı. -e değecek şekilde. Aleyhinde. Dayalı. -e karşı. -e aykırı. Karşısında. Aykırı.
Went against the establishment : Yenilikçiydi. İsyan etti. Girişkendi. Topluma uymayan biriydi. Herkesin yaptığının tersine gitti. Toplum kurallarına uymadı.
Went against the tide : Akıntıya karşı kulaç attı. Kabul edilen standartlara uygun davranmadı. İsyan etti. Dalgaya karşı yüzdü. Toplum kurallarına uymadı. Topluma uymayan biriydi. Herkesin yaptığının tersine gitti.
Went about : Salgın olmak. Ele almak. Gezmek. Dolaşmak. Yaygın olmak.
Went after : Peşinden gitmek. Peşinde koşmak. Peşinden koşmak. Kovalamak. İzlemek. Çabalamak. Kazanmaya çalışmak. Peşinde olmak. Takip etmek. Yakalamaya çalışmak.
İngilizce Went against Türkçe anlamı, Went against eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Went against ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dissented : Farklı düşünmek. Kabul etmemek. Aynı fikirde olmamak. Bozuşmak. Çekişmek. Aynı görüşte olmamak. Anglikan kilisesinden ayrılmak. Karşı koymak. Ayrılmak.
Contradicting : Çelişen. Çelişme. Yalanlamak. Aksini iddia etmek. Çelişmek.
Colliding : Çarpmak. Çarpışmak. Zıt düşmek. Çatışmak. Çarpışan.
Contravenes : Başkaldırmak. Aykırı davranmak. Çiğnemek. İtiraz etmek. Uymamak. Reddetmek. Çatışmak. İhlal etmek.
Challenge : Davet etmek (düello). Meydan okuma. Meydan okumak. Onur kupası yarışı. Kafa tutmak (argo terim). Hiçe saymak. Havlamaya başlamak. Zorlu iş veya görev. Düelloya davet etmek.
Dissent : Kabul etmemek. Karşı koymak. Bozuşmak. Anglikan kilisesinden ayrılmak. Aynı görüşte olmamak. Muhalif olmak. Ayrılmak. Aynı fikirde olmamak. Uyuşmazlık.
Be opposed to : Aleyhinde olmak.
Antagonises : Kızdırmak. Kışkırtmak. Karşı koymak. Düşmanlığa sebep olmak. Önlemek (ayrıca antagonize). Husumeti tahrik etmek. Husumete sebep olmak. Düşman etmek. Aleyhine çevirmek.
Go against the grain : Alışılmışın tersini yapmak. Tam zıddı olmak. Beklenenin tersini yapmak. Birinin tabiatına aykırı olmak. Eşyanın tabiatına aykırı olmak. Tabiatına aykırı olmak. Tam tersi olmak.
Bridled : Dizginlemek. Gem vurmak. Başkaldırmak. Dizginlenmiş. Zaptetmek. Frenlemek.
Went against synonyms : antagonised, antagonize, belie, bridle, faces, be contrary, be at odds with, beard, be at variance, be dead against, contradicted, antagonizing, face, be contrary to, argues, go against, contravene, contradict, bridling, fronting, belies, impugned, argue against something, belied, bridles, antagonising, be at variance with, front, come out against, contravened, antagonise, impugn, offend against.

Bu kısımda Went against kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Went against ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Went against anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Went against ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.