Yörüngeç nedir, Yörüngeç ne demek

Yörüngeç; Fiziksel, Fizik, Kimya alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Fiziksel anlamı:

Tek eksiciğin çekinler çevresinde bulunduğu yerlerin olasılıkları dağılımını, dolaylı olarak veren nicemsel dalga işlevi.

Yörüngeç kısaca anlamı, tanımı

Yörü : Tekerlek çevresi, ispit. Yürü

Yörünge : Bir gök cisminin hareketi süresince izlediği yol, mahrek. Hareketli bir noktanın izlediği veya çizdiği yol, mahrek.

Bağlar yörüngeç : İçinde bir ya da iki eksicik olunca, öğeciklerarası kimyasal bağı güçlendiren özdeciksel yörüngeç türü.

Bağönler yörüngeç : İçindeki eksicikle öğeciklerarası kimyasal bağın gücünü azaltıp itiş veren özdecik yörüngeci türü.

Eşdeğer yörüngeçler : Birbirinin eşi olmalarına karşın doğrultuları değişik, birlikte belli bir bakışıklık gösteren yörüngeçler.

Kırma yörüngeç : Değişik açısal kolcuklu öğecik yörüngeçlerinin, aynı öğecik üzerindeki doğrusal bileşkeleriyle elde edilen ve belirli doğrultularda çıkan yeni yörüngeçlerden her biri.

Özdecik yörüngeçleri ilinti çizgesi : Özdecik yörüngeç erkelerinin, öğeciklerarası uzaklık değiştikçe ayrışık öğeciklerden hangi birleşik öğecik ereylerine ulaştıklarını gösterir çizge.

Sekizyüzsel yörüngeç : Sekizyüzlü biçimin köşelerine doğru uzanan sekiz eş yörüngeçten her biri.

 

Yaygın yörüngeç : Özdeciğin belli bir yöresine değil de, her yanına yayılmış yörüngeç.

Yersenik yörüngeç : Özdeciğin belirli bir yöresini, örneğin bir kimyasal bağı, bir yalın çifti kapsayan yörüngeç.

Dalga işlevi : Karesi alındığında olasılıkları veren dalga devim özelliklerini nicemsel olarak saptayıcı işlev. Dalga denkleminin çözümü olan ve dalgalı devinimin özelliklerini betimleyen uzbilimsel işlev.

Olasılık : Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, ihtimal. O zamana kadar yapılmış olan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi ancak yine de tam bir kesinliğin bulunmaması durumu.

Dağılım : Dağılarak birbirinden ayrılma. Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler. Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı. Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü. Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması. Paylaşım.

Olasılı : Olasılığa dayanan, belkili, ihtimalli, muhtemel. Belkili.

Dolaylı : Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt.

Olasıl : İhtimâli.

Veren : Yokuş. Çürük, yıkılmış, çökmüş yapı ve benzerleri için.

Dağıl : Toz kaldırarak esen rüzgâr.

Nicem : Planck katsayısıyla kendi sıksayısının çarpımına eşit büyüklükte, daha bölünemeyen erke niceliği. Planck değişmezi ile kendi sıklığının çarpımına eşit büyüklükte, daha bölünemeyen erke niceliği. Işılcık, akımmıknatıssal ışınım erkesi nicemidir. Planck durganı ile, kendi sıklığının çarpımına eşit büyüklükte, daha bölünemeyen birim erke niceliği. Yayılan ya da soğurulan erkenin en ufak niceliği, en ufak birimi. (Elektromıknatıslı ışımanın nicemi, ışıközüdür).

 

Çekin : Meşe ağaçlarında olan iri bir çeşit meyve. Bağ çubuklarının açılmak üzere bulunan gözlerini bitten korumak için kullanılan ökse. Omuz. Öğeciğin ağırlığını veren artı yüklü özek taneciği. A kütle numarası, Z öğecik numarası ve çekirdeksel erkesi ile belirlenen bir öğecik çekirdeği ya da belirli bir yerdeşi.

Diğer dillerde Yörüngeç anlamı nedir?

İngilizce'de Yörüngeç ne demek ? : orbital