Yalavu nedir, Yalavu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tutuşturucu, talaş, ince kuru odun vb.

[Bakınız: yalaz].

[Bakınız: yalangı].

Alev.

Yalavu kısaca anlamı, tanımı

Yalav : Alev. Alev, ateş

Yalavuç : Geveze, boşboğaz, söz taşıyarak arabozan. Dalkavuk. Derinliği az olan kap kacak. [Bakınız: yalah, yalak].

Yalavun : Yüksek alev.

Yalavuş : Dönek. [Bakınız: yalah, yalak]. Cana yakın tatlı dilli yumuşak başlı.

Yalavuz : Yalnız. [Bakınız: yalanuz].

Yalangı : Alev. Tutuşturucu, talaş, ince kuru odun ve benzerleri. Ateş, güneş ısısı. Dağlarda biten ve süpürge yapılan bir ot. Bağları vuran sam: Bu sene yalangı çaldı, üzüm olmadı. Süpürge yapılan veya yakıt olarak kullanılan odunsu bir ot.

Yalaz : Alev.

Talaş : Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü ve benzerleri araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar. 1.Mısır koçanlarının dış kabukları. 2.Durgun suların üstünde toplanan yosunlu katman. 3.Kamış. Şişman kişi : Talaş adam kendini çekemiyor. Üzüntü, kuruntu. Kabağın çekirdekli iç bölümü. Telaş, endişe. Gösteri alanını gösteri sırasında çabucak temizlemekte kullanılan talaş.

Yalan : Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse. Uydurma.

Tutuş : Tutma işi.

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

 

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

Tala : 1.Tarla. 2.Ormanların ortasındaki boş, ağaçsız yerler. 3.Dağ sırtlarındaki basamaklar. Ufak dalgacıklar. Bulut parçaları. Kırkılmış koyun, keçi. Dalgıç. Kumar oynayanlardan alınan kağıt yıpranma parası. Tarla.

Odun : Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç. Anlayışsız ve kaba (kimse).

Tutu : Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek.

Alev : Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.

Diğer dillerde Yalandan içme anlamı nedir?

İngilizce'de Yalandan içme ne demek ? : sham drinking