Yalbırdak nedir, Yalbırdak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çıplak, yarı çıplak, don gömlek.

Kınsız, yalın, kapsız.

Yalnız.

Yaya (yayan, sözcüğüyle birlikte kullanılır).

Parlak.

Yalınayak.

[Bakınız: yabırdak].

Kılıfsız (tabanca ve benzerleri için).

[Bakınız: yalazuh].

Yalbırdak tanımı, anlamı

Yalbır : Parlak. Çıplak, yarı çıplak, don gömlek

Yayan yalbırdak : Binitsiz ve yalınayak.

Don gömlek : Üzerinde sadece iç çamaşırı var denilecek kadar soyunmuş durumda.

Yalınayak : Yoksul. İçel şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yabırdak : Yalınayak.

Kılıfsız : Kılıfı olmayan veya kılıf içinde bulunmayan.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Yalazuh : Yalnız. Yalnız: Yalazuh kaldım bu gece.

Yalınay : Gösterişsiz, sade kimse.

Tabanca : Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah. Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç.

Yalnız : Yanında başkaları bulunmayan. (ya'lnız) Yalnızca. Ama. (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak. Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

Parlak : Parlayan, ışıldayan. Temiz ve ışıklı. Göze çarpacak kadar başarılı. Yüzü güzel (oğlan).

Kınsız : Kını olmayan.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Kapsız : Kabı olmayan. Kaplanmamış olan.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Çıplak : Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. İçinde gerekli eşya bulunmayan. Saçsız (baş). Yoksul (kimse). Yalın, süssüz. Üzerinde yaprak olmayan. Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.

Gömlek : Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi. Göbek, batın. Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf. Basamak, kat, derece. Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, kombinezon. Dosya kartonu. Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı. Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar. Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf.

Yabır : Büyük, biçimsiz kulaklı kişi. Boynuzu geriye doğru düz olan hayvan. [Bakınız: yabık]. [Bakınız: yabakulak].

Yayan : Yürüyerek giden. Yürüyerek, yaya. Bilgisiz.

Diğer dillerde Yalazlı ışılölçüm anlamı nedir?

İngilizce'de Yalazlı ışılölçüm ne demek ? : flame photometry