Yanılmaca nedir, Yanılmaca ne demek

Yanılmaca; Gösteri, Edebiyat, Tiyatro alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Edebi anlamı:

Birini başkası veya bir şeyi başka bir şey sanmaktan doğan yanlışlık, ki bir takım eserlerin konularına girer.

Tiyatro'daki anlamı:

Oyun gereği, bir oyun kişisinin söylenen bir sözü ya da konuşmayı yanlış anlamasından doğan karışıklık.

Teknik terim anlamı:

İyi kurulu oyun yapısında, oyun kişilerinin ayrı şeyleri söylerken aynı şeyi konuştuklarını sandıkları sahne.

Yanılmaca tanımı, anlamı

Yanı : Yana, konusunda: Ahmet'ten yanı sana birşey demem. Yani. Yani, bk. yani. Yahni, et yemeği

Yanıl : Kırmızı, pembe, pembeleşmiş. Kulakları sarı ya da kahverengi keçi. [Bakınız: yanal, yanal].

Yanılma : Yanılmak işi.

İyi kurulu oyun : On dokuzuncu yüzyıl başında, Fransız yazarı Eugène Scribe tarafından önerilen uygulayımı yetkin bir oyun biçimi. Şu özellikler vardır :. Olay dizisi seyircinin bildiği, ama oyun kişisinin bilmediği bir giz üzerine kurulur; bu giz oyunun çözümüne dek saklı kalır. Serim eylemin gelişimi boyunca gerçekleştirilir ve baştan seyircinin ilgisi sahneye çekilir. Dördüncü bölümde ulaşılan doruk nokta, o oyunun zorunlu sahnesidir (scène à faire). 4 -Her oyunda bir yanılgı sahnesi (qui pro quo) vardır. 5 - Mantık zinciri içinde inandırıcı bir sonuç gelir. Özü geri plana itip biçimi ön plana getiren bir oyun kurma anlayışıdır. XIX. yüzyıl başında, Fransa'da tekniği ve tutumu tam bir oyun kuruluşudur. Oyunun bölümleri önceden tasarlanır. Konuşmalar tam bir mantık gelişimiyle düzenlenir. Her oyunun başında seyirciye bir giz açıklanır. (bk. giz) Bu giz yoluyla seyircinin merakı sahneye çekilir.

 

Yanlış anlama : Bir soru ya da sınarda yanıtlayıcının kişisel deneyim, bilgi ve ilgi alanı dışında kalan, özel anlamlı, uygun bağlam ve biçimde kullanılmayan sözcük, terim, deyim ve anlatımların beklenenden değişik anlaşılması.

Oyun kişileri : Bir tiyatro yapıtında yer alan kişiler.

Karışıklık : Karışık olma durumu, teşevvüş.

Yanlışlık : Yanlış davranış, yanlış iş, yanlış sanı, hata.

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

Karışık : Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Yanlış : Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata. Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan. Hatalı bir biçimde. Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı.

Gereği : Pazar.

Sandık : İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.

 

Söylen : Evrende daha önce varolduğu sanılan canlı ve cansız, tüm çevresini ilgilendiren olayların kaynak, neden ve özelliklerini, çoğunlukla Tanrısal görünümler içinde açıklayan anlatı türü. bk. söylenbilim, doğa söyleni, yaşam söyleni, toplumsal söylen, karşılaştırmalı söylenbilim. karşılığı söylence, öykünce, öykü, öykülem. Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanlara değgin serüvenler.

Sanmak : Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek, zanneylemek. Bir şey veya kimsenin . olduğunu düşünmek. Gibi gelmek, farz etmek.

Anlama : Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

Kurulu : Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş.

Kurul : Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

Sahne : İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı. Görüntü. Tanık olunan, gözlenen olay.

Diğer dillerde Yanılmaca anlamı nedir?

Fransızca'da Yanılmaca nedir ? : quiproquo, quiprogue